psikoloji (2)

Download Report

Transcript psikoloji (2)

DİĞER BİLİŞSEL KURAMLAR VE
GÜDÜLENME
Öz-Belirleyicilik(self-determination)
Kuramı
 Öz-belirleyicilik kuramı ilk olarak E.Deci ve
R.M.Rayn’ın ödül,sözel övgü veya yönergeler gibi
dışsal etkilerin içsel güdülenme üzerindeki etkisini
incelemeye yönelik çalışmalardan ortaya çıkmıştır.
 Öz-belirleyicilik kuramı insanların büyümeye,kendini
bütünleştirmeye ve psikolojik tutarsızlıkları
çözümlemeye doğru bir doğuştan düzenleme eğilimine
sahip oldukları ilkesine dayanır.
 Kuram temelde insanların nasıl günlük yaşamdaki
davranışlarında özerk olabilmek için dışsal
güdülenmeyi içselleştirdiği ve bütünleştirdiği ve
böylece kendi davranışlarında öz-düzenleyici hale
geldiği ile ilgilidir.
 Kurama göre tüm davranışlar bağımlılıktan özerkliğe
uzanan bir düzlemde yer alır.
 Öz-belirleyicilik kuramına göre insanların
doğuştan getirdiği temel üç psikolojik
ihtiyaç bulunmaktadır.
 Bunların;yetkinlik,aidiyet/yakınlık ve
özerklik ihtiyacıdır.
 Yetkinlik ihtiyacı çeşitli içsel ve dışsal
sonuçlara nasıl ulaşılacağını anlamayı ve
gerekli davranışları,eylemleri sergilemede
yeterli olmayı içerir.
 Aidiyet veya yatkınlık ihtiyacı bireyin sosyal
çevresinde diğerleriyle güvenli ve doyurucu
ilişkiler geliştirmesini içerir.
 Özerklik ihtiyacı ise bireyin kendi
davranışlarını kendisinin harekete
geçirmesini,kendisi tarafından
belirlenmesini ifade eder.
 Özerk bireyler öz-yeterlilik algısı
yüksek, uyum sağlayıcı yüklemeler
yapan,yetkinlik yönelimli ve içsel
olarak güdülenen bireylerdir.
Öz-düzenleme(Self-regulation)
Kuramı
 Öz-düzenleme kuramı daha çok içsel güdülenmeyi
açıklayan bir kuramdır.
 Temsilcileri olan Lynn Corno ve Mary Rohrkemper,içsel
güdülenme olgusunu öz-düzenlenmiş öğrenme (selfregulatedlearning) kavramına dair düşünceleriyle
ilişkilendirerek genişletmişlerdir.
 Öz-düzenlenmiş öğrenme,öğrencilerin çalıştıkları
konuyu anlamada kendilerini güdüleme konusunda
sorumluluk kabul ettiği bir aktif öğrenme biçimidir.
 Bu öğrenme biçimi,öğrencilerin sınıfta öğrenme için
kullanabilecekleri en üst düzey bilişsel katılım
biçimidir.
Öz düzenleme yaklaşımında temel
dört varsayım vardır.
1.
2.
3.
4.
Öğrenciler öğrenme sürecini aktif katılımcıları olarak kabul
edilirler. Öğrencilerin çevredeki ve zihinlerindeki varolan bilgiyi
kullanarak öğrenmeye dair kendi amlamlarını,amaçlarını ve
yöntemlerini belirlediklerini kabul edilir.
Öğrencilerin kendi bilişleri,güdülenmeleri, davranışları
yanında,çevredeki belli öğelerin yeterli bir biçimde
izleyebilecekleri,kontrol edebilecekleri ve düzenleyebilecekleri
kabul edilir.
Ayrıca,öğrencilerin öğrenmeye dair amaçlar veya ölçütler
belirledikleri,bu amaçlara ne kadar ulaştıklarını değerlendirdikleri
ve gerektiğinde bu amaçlara ulaşmak için
bilişlerini,güdülenmelerini ve davranışlarını yeniden
düzenleyebildikleri kabulü vardır.
Başarıyı ve öğrenmeyi doğrudan yalnızca bireyin
kültürel,demoğrafik veya kişilik özellikleri ve sınıfa dair özellikler
belirlemez.Bunlar yanında,bireyin kendisi,sosyal çevre ve başarı
arasındaki ilişkileri kurmada bireyin bilişlerini,güdülenmesini ve
davranışını düzenlemesinin de başarıda ve öğrenmede belirleyici
olduğu kabul edilir.
Öz-değer(Self-worth) Kuramı
 Martin Covington bireyin olumlu bir benlik
imgesi sunma eğilimini öz-değer güdüsü
kavramıyla açıklamıştır.
 Öz-değer güdüsü bireyin akademik
performansına olumlu bir değer verme
çabası olarak tanımlanmaktadır.
 Öz-değer güdüsü üzerine yapılan
çalışmalar,bireylerin başarılarını kendilerine
ve başarısızlıklarını ise dışsal etmenlere
yükleme eğiliminde olduklarını
göstermektedir.
 Yetkinlik/görev yönelimli olan öğrenciler
başarıyı değerli bulurlar ve becerinin
geliştirilebilir olduğuna inanmalarından
ötürü,becerilerini ve yeteneklerini
geliştirmek amacıyla öğrenmeye dair
amaçlarına odaklanırlar.
 Başarısızlıktan korkmazlar,çünkü başarısızlık
onların yetkinlik algılarını ve öz-değerini
tehdit etmez.
 Dolayısıyla bu öğrenciler orta güçlükte
amaçlar belirler,risk alırlar ve başarısızlıkla
yapıcı biçimde başa çıkarlar.
 Başarısızlıktan kaçınmak amacıyla üç yöntem
kullanılır.Birincisi ve en doğrudan olan yöntem
katılmamaktadır.
 Öğrenci sorulan soruya yanıt vermeyerek başarısız
olma olasılığını bertaraf eder.
 Ancak öğrenci katılmaya zorlandığında ve başarısız
olduğunda,öğrenci dışsal etmenlere yükleme yapmaya
çalışır.
 Böylece gerçek dışı amaçlar belirleyebilir,son dakikaya
kadar görevi,işi erteleyebilir veya çok az çaba
gösterebilir.
 Son olarak başarısızlıktan kaçınan
öğrenci,becerilerinin ve yapabileceklerinin çok altında
amaçlar belirleyebilir.
Öğretmenler öğrencilerinin öz-değer duygusu
geliştirmelerine ve korumalarına yardım etmek amacıyla;
1. Onlara olumlu geri bildirimler vererek özyeterlilik algılarının yükselmesine,
2. Yetkinliklerini not gibi dışsal,niceliksel
ölçütlere göre değil,çaba gibi içsel ölçütlere
göre belirlemelerine,
3. Başarı/başarısızlık durumlarında uyum
sağlayıcı ve gerçekçi yüklemeler
yapmalarına,
4. Gerçekçi ve ulaşılabilir amaçlar
belirlemelerine ve
5. İçsel olarak güdülenmelerine yardım
edebilirler.
Dışsal(Extrinsic) ve İçsel(Intrinsic)
Güdülenme
 Davranışçı kuramlar daha çok dışsal güdülenmeye
ağırlık verirken,hümanist ve bilişsel kuramlar içsel
güdülenmeye ağırlık vermektedir.
 Dışsal güdülenme,bireyin bir görevi/işi o görevi
yapmanın getireceği ödül için veya cezadan kurtulmak
amacıyla yapması durumunu ifade eder.
 Eğer bir öğrenci matematik sorularını öğretmenden
sözel övgü almak veya yıldız almak veya cezadan
sakınmak için yapıyorsa,bu öğrencinin dışsal olarak
güdülendiğini söylemek mümkündür.
Dışsal ve içsel güdülenme konusunu en çok çalışan
kişilerden biri olan Deci ve Ryan dört türlü dışsal
güdülenmeden bahsetmektedirler;
1.
2.
3.
4.

Dışsal düzenleme
İçselleştirilmiş düzenleme
Özdeşleşmiş düzenleme
Bütünleşmiş düzenleme
Bu düzenlemelerin hepside dışsaldır,
ancak bütünleşmiş düzenleme işsel
güdülenme ile bir parça ilişkili
görünmektedir.
Brophy ödülün güdülemede etkili ve etkisiz kullanımdan
bahsetmekte ve etkili kullanımı için bazı önerilerde
bulunmaktadır.Ödül;
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
Bir şarta,duruma bağlı olarak sunulduğunda,
Başarının niteliklerini belirgin kıldığında,
Öğrencinin başarısına açık biçimde dikkati çektiğinde,
Belli performans ölçütlerinin yerine getirilmesini sağladığında,
Öğrencinin yetkinliği veya başarının değeri hakkında bilgi verici
nitelikte olduğunda,
Öğrencileri görev yönelimli davranışı takdir etmeye ve sorun
çözmeye düşünmeye sevk ettiğinde
Öğrencilerin eski başarıları,mevcut başarılarını açıklamada bağlam
olarak kullanıldığında,
Zor görevleri başarmanın veya takdire değer çabanın tanınması
anlamında verildiğinde,
Başarıyı çaba ve beceriye yüklediğinde,
Kişisel yüklemeleri desteklediğinde,
Öğrencilerin dikkatini kendi görev yönelimli davranışlarına
odakladığında ve işlem tamamlandığında görev yönelimli
davranışın ve istendik yüklemelerin takdir edilmesini sağladığında
öğrencileri güdülemede etkili biçimde kullanılmış olacaktır.
 İçsel güdülenme bireyin dışsal herhangi bir uyarıcı
olmaksızın bir etkinliği,işi sırf o işi yapmış olmanın
getirdiği haz,doyum v.b. sebeplerle yapması
durumunda ortaya çıkar.
 Eğer öğrenci roman okumaktan zevk aldığı için
edebiyat dersinde verilen okuma ödevini yapıyorsa
veya öğrenci matematik ilgi çekici geldiği ve
matematik sorularını çözmekten keyif aldığı için
matematik ödevlerini yapıyorsa,bu öğrenci içsel olarak
güdülenmiş demektir.
 İçsel güdülenmeyi dışsal güdülenmeden ayıran şey
yalnızca dışsal bir uyarıcının olmaması değil,aynı
zamanda içsel güdülenmede öz-belirleyiciliğin söz
konusu olmasıdır.
Brophy öğrencilerin öğrenmeye güdülenmelerini sağlamak
bağlamında öğretmenlere aşağıdaki öneriler de bulunmaktadır.
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
Bunlardan ilki öğrenmeye güdülenme konusunda model olmak.Sınıf içindeki söylem
ve davranışlarınızla öğrencilerin öğrenmeyi değerli,ödüllendirici, geliştirici
bulduğunuzu görmelerini sağlayın.
Öğrencilerle olan tüm etkileşimlerinizde,öğrencilerinizin öğrenmeye karşı duyduğunuz
coşkuyu paylaştığını gösteren olumlu tutumları,inançları,beklentileri ve yüklemeleri
yansıtın.
Öğrencilerin öğrenmeyi geliştiren eğitsel etkinlikler ile performansı ölçen sınavları ayrı
tutmalarını sağlayarak sınav kaygısını en aza indirin.
Sözel ve sözel olmayan iletişimi kullanarak öğrencilerin dikkatini öğrenilen konuya
yoğunlaştırmalarını sağlayın.
Öğrencilerin gerçekleştirdiğiniz etkinliğe ilgisini çekmeye ve etkinliği değerli
bulmalarını sağlamaya çalışın.
Öğrencilerin öğretilen konuya karşı merak duymalarını sağlayın
Öğrencilere tanıdık bir konu sunduğumuzda konunun çelişkisel,
beklenmedik,bilinmeyen yönlerine vurgu yaparak öğrencilerde merak uyandırın.
Soyut olan içeriğin daha kişisel,somut veya anlaşılır olmasını sağlayın. Öğretmenin
konuya dair kişisel yaşantılarını paylaşması,örnekler vermesi, görsel malzemeler
kullanması veya canlandırma tekniğini kullanması yardımcı olabilir.
Öğrencilerden kendi ilgilerine veya önbilgilerine uygun konu veya etkinlikler üzerine
düşünmelerini isteyerek öğrencilerin kendilerini öğrenmeye güdülenmelerini
destekleyin.
Görevle ilgili düşünme ve sorun çözme konusunda öğrencilere model olun.
Öğrenilmiş Çaresizlik(Learned
Helplessness)
 Öğrenilmiş çaresizlik kavramı Martin Seligman’ın
hayvanların öğrenmesi üzerine 1960’lı yıllarda yapmış
olduğu çalışmalardan ortaya çıkmıştır.
 Bu çalışmalardan elde ettiği sonuçları insanlara da
uyarlayan Seligman’a göre, hayvanlar gibi insanlar da
travmatik,kontrol edilmesi neredeyse imkansız
durumlarda öğrenilmiş çaresizlik tepkisi geliştirirler.
 Örneğin,öğrenci ÖSS sınavından istediği puanı
alıp,istediği programa girememişse, “Ne yapsam
nafile” şeklinde olayın kendi kontrolünün dışında
olduğuna inanabilir ve öğrenilmiş çaresizlik duygusu
yaşayabilir.
 Öğrenilmiş çaresizlik kavramını üç öğesi vardır.Bunlar
koşul,biliş ve davranıştır.
 Koşul öğesi insanların davranışları ile sonuçları
arasındaki ilişkiyi ifade eder.
 Biliş kısmında üç önemli öğe vardır:Algılar, yüklemeler
ve beklentiler.
 Birey davranışları sonucunda istendik sonuçları
alamadıklarında bu durumla ya aktif biçimde baş
etmeye çalışırlar ya da edilgen bir yapı sergilerler.
 Öğrenilmiş çaresizlik yaşandığında tipik olarak bireyler
edilgenleşirler,hareketsiz hale gelirler.
 Öğrenilmiş çaresizlik yaşandığında üç tür
yoksunluğa neden olur:Güdülenme
yoksunluğu,öğrenme yoksunluğu ve
duygusal yoksunluk.
 Çabaladığı halde istendik sonucu elde
edemeyen birey,çaba göstermenin
gereksizliğini düşünür ve böylece
güdülenme yoksunluğu yaşar.
 Birey sadece güdülenme yoksunluğu
yaşamakla kalmaz,ayrıca yeni öğrenmeler
konusunda da davranışın istendik sonucu
getireceğine dair şüpheyi yansıtan
kötümser bir düşünce geliştirir.
Öğretmenlerin sınıfta öğrencilerini güdülemede
kullanabilecekleri bazı önerilerde bulunmuşlardır.Bu öneriler;





Derse başlamadan önce,öğrencilere anlatılacak konuya
güdülenmeleri için bir neden sunun.Bu neden onlar için konunun
ilgi çekici bir yönü olabilir veya amaçlarına ulaşmada yapacağı
katkı olabilir.
Öğrencilerinize onlardan tam olarak neler beklediğinizi
anlatın.Bunu yaparken ego/performans yöneliminden çok
,öğrenme/görev yönelimli,yarışmayı değil, işbirliğini vurgulayan
beklentileri dikkate almaya çalışın.
Sınav sonuçlarını adil bir biçimde değerlendirin. Sınavlar olumsuz
nitelikleri yanında,eğitimde öğrenmeyi değerlendirmede
kaçınılmaz araçlardır.Sınavları hazırlarken öğrencilerin düzeyini
dikkate alın ve sorular genel olarak ne çok kolay ne de çok zor
olsun.
Öğrencilerin kısa erimli amaçlar edinmesini sağlayın.Ayrıca,
amaçların öğrenci için ulaşılabilir,inanılır,belirgin ve istendik
olmasına özen gösterin.Aksi halde amaçlar güdüleyici nitelikte
olmayacaktır.
Sözel ve yazılı ödüllendirmeyi hakkaniyet çerçevesinde
kullanın.Bu tür sosyal güdüleyiciler öğrencileri güdülemekte,hem
kolay hem de etkili olabilmektedir.Daha önce ödülün kullanımında
dikkat edilmesi gereken hususlar göz ardı edilmemeli.





Öğrenmede şüpheci olmanın,keşfetmenin, merakın,kontrolün ve
fantezinin uyarıcı nitelikteki değerini dikkate alın.Merak
uyandıran,karmaşık görünen,çelişkili görünen ve sürpriz nitelikte
olan uyarıcılar bilişsel uyarılmaya ve böylece güdülenmeye neden
olur.
Arada sırada beklenmedik biçimde davranın.Öğretmede
kullandığımız yöntemlerde değişiklik yapın.Örneğin,öğrencilerin
sorular hazırlayarak sizi sınav yapmalarına izin verin.
Ağza bir parmak bal çalın.Öğrenci öğrenmeye çaba göstermeden
önce küçük bir sosyal pekiştireç verin ki, öğrenci öğrenmek için
güdülensin.Bunu yaparken, öğrenilecek malzemenin önce kolay
tarafını sunmak işe yarayabilir.
Yarışma konusunda dikkatli olun.Sınıftaki her öğrencinin başarıyı
tatmasını sağlayın ve değerlendirici,kıyaslayıcı ifadeler
kullanmaktan sakının.
Örnekler kullanırken öğrencilere tanıdık olan,yaşamlarında yeri
olan örneklere yer vermeye çalışın.Bu onların dikkatini artıracaktır.





Kavramları ve ilkeleri uygularken olağandışı ve beklenmedik
bağlamlar kullanın.Örneğin,karekök kavramı bir konserde
sahneden farklı uzaklıklardaki sesin şiddetini hesaplamada
kullanılabilir.
Öğrencilerin daha önce öğrendiklerini kullanmalarını
sağlayın.Böylece önceki öğrenmeler pekişmiş olur ve öğrencilerde
öğrendikleri şeylerin gelecekte kullanılabileceği beklentisinin
oluşmasını sağlamış olursunuz.
Canlandırma ve oyun gibi etkinlikler kullanın.Bu tür etkinlikler
öğrencileri güdüler,etkileşimi artırır,gerçek yaşamla ilişkili öğeleri
sunar ve öğrenme sürecine doğrudan katılımı sağlar.Ancak oyunlar
kısa süreli olmalı,sık sık yinelenip sıkıcı hale gelmemeli ve
yarışmaya dayalı olmamalıdır.
Yarışmaya dayalı güdüleme yöntemlerinin çekiciliğini azaltın.Bunu
yapmanın yollarından birisi bu yöntemleri pekiştirmemek olabilir.
Öğrenci katılımının olası olumsuz sonuçlarını en aza indirin.