Transcript Slayt 1

İLETİŞİM
VE SINIF
YÖNETİMİ
SÜREYYA AYDIN & YAHYA MURAT GÜLER
İLETİŞİM
2
Dünyaya geldiğimiz andan itibaren çevreyle sürekli
iletişim, etkileşim içine gireriz. Kişiliğimizi iletişim
alışkanlıklarımızla ve çabamızla ortaya koyarız.
İletişim; Bilgilerin düşüncelerin ve duyguların sözlü ve
sözsüz olarak bireyden bireye veya gruptan gruba
aktarılma,
iletilme
sürecidir.
Bireyin
kendinde
meydana gelen dengesizlik durumunu düzeltmek için,
gereksinimini kodlaması ve dışarıya ileti vermesi ile
başlayan bir süreçtir.
3
İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar.
İnsan
ilişkilerinde
birey
beş
gereksinmesini
karşılamak
gereksinmeler,
önemsenme,
temel
ilişki
ister.
Bu
kabul
edilme,
değerli görünme, yeterli görünme ve sevilmedir.
İletişim süreci, kimin, neyi, kime, nasıl ve ne ile
söylediğidir.
İletişimin Tanımı ve Kapsamı
4
İletişim ilk olarak Aristo ve Eflatun tarafından inceleme
konusu yapılmıştır. Aristo asıl amacının inandırma
olduğunu söylediği iletişime ‘Rhetoric: Konuşma sanatı’
adını vermiştir. İletişimin; konuşan, söz ve dinleyen adlı
üç öğeden oluştuğunu ileri sürmüştür.
Latince “communis: ortaklık” anlamına gelen iletişim
kavramı, İngilizce de “communication: bireyler arası
ortak bir anlayış oluşturma” olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bazı kaynaklarda iletişim, “haberleşme”
olarak da adlandırılmıştır.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise iletişim, “Duygu, düşünce
5
ya
da
bilgilerin
usa
gelebilecek
her
türlü
yolla
başkalarına, aktarılması, bildirişim, haberleşme” olarak
tanımlanmaktadır.
İletişim sadece konuşmak değildir. İletişim aynı zamanda;
neyi, ne zaman, nerede, nasıl söyleyeceği konusunda
doğru karar vermek, yalın ve akıcı bir anlatım kullanmak,
dikkatli bir şekilde karşımızdaki kişinin söylediklerimizi
anlayıp anlamadığını kontrol etmektir.
6
İletişim kavramı o denli değişik alanlarda kullanılıyor ki,
birbirinden çok ayrı anlamları yükleniyor. Yazılı
kaynakların taranması yöntemiyle yapılan bir araştırmada
sözcüğün 4560 kullanımı derlenmiş ve daha sonra 15
anlamı belirlenmiştir.
1.Düşüncenin sözel olarak (konuşma ile) karşılıklı değiş
tokuşu;
2.İki kişinin birbirini anlaması, insanın karşıdakine kendini
anlatabilmesi;
3.Organizma düzeyinde bile olsa ortak davranışa olanak
veren etkileşim;
4.Bireyde benlikle ilgili olarak belirsizliğin azaltılması;
5.Duyguların, düşüncelerin, bilgi ve becerilerin aktarılma
süreci;
6.Bir kişi ya da bir şeyin başka bir kişiye/bir şeye içinden
7
aktarımla, değiş tokuşla dönüşme, değişme süreci;
7.Yaşayan
bir
evrenin
parçalarının
ilintilenmesi,
bağlantılarının kurulması süreci;
8.Bir kişinin tekelinde olanın başkalarıyla paylaştırılması,
başkalarına da aktarılması süreci;
9.Askeri dilde iletinin (komutun) gönderilmesi ile ilgili
araç, usul ve teknikler;
10.İletiyi
alanın
belleğinin,
iletiyi
gönderenin
beklentisine uygun yanıt verecek şekilde uyarılması;
11.Organizmanın ortamdaki uyarıya verdiği fark edilir
8
yanıt, ortamdaki değişime uyarlanma yanıtı, bu yanıtla
diğerini etkileme;
12.Kaynaktan çıktıktan sonra iletiyi alan için bir uyaran
olan davranış;
13.Kaynağın karşı tarafı etkilemeyi amaçlayan davranışı;
14.Belli bir konumdan, yapıdan bir diğerine geçiş süreci;
15.Güç (iktidar) kaynağı olarak kullanılan mekanizma.
İletişimin Amacı ve Önemi
9


Birey için iletişimin temel amacı, kendisi ile çevre
arasında başlangıçta kendisi için olumsuz olan ilişkiyi
etkileyebilmek, yönlendirebilmek, eş deyişle dış
güçlerin hedefi olmak yerine kendisini güçlü kılabilmeyi
sağlayabilmektir. Bu bağlamda iletişim, insanın çevresi
ve kendi yaşamı üzerine etkin belirleyici olabilme
çabasını yansıtır.
Kısaca iletişimin kişi açısından özel amaçları ne olursa
olsun temeldeki amacı çevre üzerinde etkili olmak,
başkalarında
davranış,
tutum
geliştirmek
ve
değiştirmektir.
İletişimin Temel Özellikleri
10

İletişim üzerine yapılan çalışmalar, iletişimin üç temel
özelliğinin olduğunu göstermektedir. Bunlardan ilki iletişim
etkinliğinin
insanların
insanları
birbirlerini
gerektirmesidir.
anlama
İletişim
ihtiyaçları
ancak
sayesinde
kurulabilir. İkinci olarak iletişim, paylaşmayı gerekli kılar;
yani iletişimde gönderici ve alıcı, mesajın ortak bir anlamı
üzerinde anlaşmalıdırlar. Son olarak, iletişim semboliktir.
Semboller; jestler, mimikler, sesler, harfler, rakamlar ve
sözcüklerdir. Alıcı ve gönderici mesaja aynı anlamı verdikleri
zaman tam olarak iletişim ortaya çıkar.
İletişim modelleri
11
İletişim sürecindeki öğelere ve sürecin işleyişine ilişkin
yaklaşımları veren birçok model geliştirilmiştir. Bunlar
arasında Lasswell modeli, Shannon-Weaver modeli,
Newcomb modeli, Schramm modeli, Gerbner modeli, Katz
ve Lazarfeld modeli, Westley-MacLean modeli, Berlo
modeli, Dance modeli bulunmaktadır.
Belirtilen modeller çok değişik teorik düşüncelere
dayanmakta ve böylece de iletişimin ne anlama geldiği
hakkında ortak bir görüşe varılmasının çok zor olduğunu
göstermektedir. İletişim kimine göre “etkileşimin şekli”
kimine göre ise “canlı varlıklar arasında anlam
aktarımıdır.”
12
Osgood ve Schramm'ın modelinde her iki taraf, örneğin bir
konuşma anında aynı işlevleri yerine getirir.
13
Shannon ve Weaver’ın matematiksel modeli iletişimi tek yönlü
düz çizgisel bir süreç olarak tanımlar.
14
Gerbner’in genel iletişim modeli
İletişim Öğeleri
15
16

İletişim sürecinin en basit düzeyde kaynak (gönderici),
ileti (mesaj) ve alıcı (hedef-kitle) olmak üzere üç öğeye
dayandığı
bilinmekle
birlikte,
genelde,kaynak-ileti-
kanal-kodlama-filtre-alıcı-geribildirim
oluştuğu kabul edilmektedir.
öğelerinden
1.Kaynak(gönderici)
17

İletişim süreci içerisindeki
kişilerden, iletişimi başlatan
kişiye kaynak kişi denir. Kaynak, herhangi bir
durumda diğer insanlara düşünce ve duygularını
aktarma girişiminde bulunan kişidir. Bu nedenle
“kaynak"
kendi
duygu
ve
yaşantılarını
alıcı
durumunda olanların bütün duyularına ulaşabilecek
biçime getirmeye çalışır.
Kaynak, sahip olduğu tecrübe ve bilgilere göre mesaj
olarak iletecek bir düşünce oluşturur. Yani, mesajı
18
iletmeden önce onu “kod”lar. Bir düşünceyi formüle
eder ve mesaj kanalı kullanarak alıcıya gönderir. İyi bir
iletişim için kaynağın taşıması gereken özellikler vardır.

Kaynak bilgili olmalıdır.

Kaynak kodlama özelliğine sahip olmalıdır.

Kaynak bulunduğu konumdaki rolüne uygun
davranmalıdır.

Kaynak tanınmalıdır. Tanınmayan veya olumsuz
tanınan kaynağın göndereceği mesajlar, alıcılar
üzerinde gerekli etkiyi oluşturmaz.
2.Mesaj (ileti, bilgi, haber)
19

Düşünce, duyu ya da bilginin kaynak
tarafından kodlanmış biçimi olarak
tanımlanan mesaj, bir duygu veya
düşünceyi aktarmayı isteyen kaynağın ürettiği sözel,
görsel ve işitsel simgelerden oluşan somut bir
üründür. Mesaj, göndericinin alıcıya gönderdiği veri
iletileridir. Mesaj bir konuşma ise “duyulan”, mesaj
yazılı ise “okunan”, mesaj jest ise “görülen” ve
hissedilen bir mesajdır.

20

Mesajın taşıması gereken özellikler:
Mesaj anlaşılır olmalıdır. Anlaşılamayan söz, deyim ve
mimiklerden oluşan mesajlar algılanamayacak iletişim
sağlanmayacaktır.

Mesaj açık olmalıdır. Kaynak göndereceği mesajla,
alıcıdan ne istediğini belirtmelidir.

Mesaj
doğru
zamanda
iletilmelidir.
Mesajın
gönderileceği zaman iyi belirlenmelidir. Ayrıca, alıcıdan
beklenen davranış da zamanlı olmalıdır.

Mesaj uygun kanalı izlemelidir. Mesaj, uygun yolu
izlemeden alıcıya varırsa, etkinliğini kaybeder; alıcı ile
21
kaynak arasındaki ilişki yetersiz olur. Özel ilaveler veya
davranışlarla, mesaj ek anlamlı hale getirilirse, kaynak
üzerindeki etkisi istenilenin dışında gerçekleşir ve
hedefte beklenmeyen düşünce ve davranışlar oluşturur.

Mesaj, kaynak ve alıcı arasında kalmalıdır: Mesaj,
kaynaktan alıcıya ulaşıncaya kadar değişik kişi ve
kademelerden geçebilir. Yüz yüze olmayan iletişim bu
tür mesajlara dayanır. Bu durumda asıl mesaj anlamının
dışında algılanır.
3.Kanal (araç)
22

Kanal mesajın göndericiden alıcıya
iletildiği yoldur. Işık dalgaları, radyo dalgaları, ses
dalgaları, telefon kabloları ve sinir sistemi olabilir. İfade
edilen uygunluk, mesajın türüne göre seçilecek kanalın
uygunluğudur.

Güzel şekilde inşa edilmiş bir karayolu, bir otomobil için
önemlidir; ancak bir tren açısından hiçbir anlam ifade
etmez.
Bu
bakımdan
iletişimin
gerçek
anlamda
sağlanabilmesi için mesajın uygun kanalla gönderilmesi
önemli bir unsurdur.

Kaynaktan gelen mesaj bir araç ya da yöntem
yardımıyla
23
kanaldan
geçerek
alıcının
duyu
organlarından en az birine iletilmek durumundadır.

Ana kural, iletişimin etkili ve verimli olabilmesi için
kullanılan aracın mesaja uygun olması gerekir.
İnsanlar işitsel, görsel ve duygusal zekalı olabilirler.
İletişimde mümkün olduğu kadar çok çeşitli kanal
birlikte kullanılmalıdır.
4.Kodlama-Kod açma
24


Bilginin, düşüncenin duygunun iletmeye
uygun, mesaj haline getirilmesine
Kodlama denir.Kodlama, basit bir el hareketinden, karmaşık bir
matematik formülüne kadar çok geniş bir anlamı kapsayabilir.
Mesajın yorumlanarak anlamlı bir şekilde algılanması sürecine
Kod açma denir. Kodlamada anlam birliğine dikkat etmek
gerekir. Verici alıcının kendisi gibi aynı anlamları vereceği
sembolleri ve hareketleri kullanmalıdır. Örneğin, bazı
ülkelerde başı öne eğmek “hayır” anlamına sağa sola sallamak
“evet” anlamına gelir. Bu ülkelerin birinde yaşayan insanların
ülkemize turist olarak gelmeleri halinde yanlış anlaşılmaların
oluşması kaçınılmazdır.

25
Alıcının
mesajı
yorumlayıp
anlamlı
bilgilere
dönüştürme süreci kod çözmeyi oluşturur. Bu süreç
alıcının
geçmiş
hareketlere
tecrübelerinden,
verdiği
kişisel
sembol
ve
yorumlardan,
beklentilerden ve anlam birliğinden etkilenir. Mesaj
alıcının bildiği bir lisanla yazılmamışsa alıcı bunun
kodunu çözemez. Mesela dilimizde gerçek anlamının
dışında başka anlam ya da anlamlarda kullanılan
sözcük veya cümleler vardır. “Avucunu yala” diyen
bir
kişiye,
“Hayır,
anlaşılmadığını gösterir.
yalamam”
demek
mesajın
5.Filtre(algılama ve değerlendirme)
26

Filtre, göndericinin ve alıcının
kendilerine ulaşan mesajları
değerlendirme tarzlarıyla ilgilidir
ve burada devreye algılama girer.
Algı, kişinin belli bir bilgiyi duyma, organize etme,
anlama ve değerleme sürecidir. Algılama ve duyu
farklı iki kavramdır.
Kişinin içinde bulunduğu durum, beklentileri, geçmiş
yaşamı, toplumsal ve kültürel unsurlar algılama
sürecini etkilemektedir. Tüm bu unsurlar, kişilerin aynı
mesajı farklı yorumlamasına sebep olmaktadır.
Algılamadaki farklılığı, dışsal ve içsel olmak üzere 2
unsura bağlayabiliriz.
Dışsal faktörler;
 Farklılık
 Yoğunluk
 Hareketlilik
 Tekrarlama
 Kontrast
 Yenilik
 Benzerlik
27

İçsel faktörler;
 Kişilik
 İhtiyaçlar
 Amaçlar
 Motivasyon
 Değerler ve tutumlar
 Geçmiş tecrübeler ve
alışkanlıklar
Mesajın tam olarak algılanabilmesi için, kaynak ve hedefin
mesajı kodlayacak ve kodu çözecek düzeyde bilgi birikimine
sahip olması gerekir. Mevlana’nın “Sen ne kadar bilirsen bil,
senin bildiğin başkasının anladığı kadardır.” sözü iletişimde
algılamanın önemini belirtmektedir. Eğer gönderici ve alıcı,
sembollere aynı anlamı vermiyorlarsa, iletişim süreci kusurlu
olur, bazen aynı uyarı farklı kişiler tarafından değişik şekilde
algılanabilir.
6.Alıcı
28

Şifrelenmiş mesajı alan ve deşifre
eden kişi alıcıdır. Alıcı, mesajı taşıyan sembolleri
algılayıp anlam vererek iletişimi sonlandırır ya da
kendisi bir mesaj göndererek bu sefer gönderici
konumuna geçer. Etkin bir iletişim için, alıcının iyi bir
aktif dinleyici olması gerekmektedir. Alıcı iyi bir
dinleyici olduğu sürece iletişim süreci etkin olacaktır.
Aktif bir dinleyici olabilmek için, alıcının;
29

Konuşmaktan çok dinlemesi,

Dinlerken her türlü önyargı, ön tipler (stereotype),
değerlendirmeler ve genellemelerden kendini uzak
tutması,

Göndericiye karşı empati göstermesi,

Sabırlı olması ve konuşmacının sözünü kesmemesi
gerekmektedir.
7.Geri bildirim (dönüt)
30

Dönüt, hedef alıcının kaynağın ilettiği mesaja verdiği
cevap
olarak
adlandırılır.
İletişim
sürecinin
son
aşamasıdır. Geri besleme aracılığıyla kaynak, iletişimin
etkin olup olmadığı konusunda bilgi edinir. Geri besleme
ile iletişim süreci tersine döner ve bu sefer hedef kaynak,
kaynak hedef durumuna geçer. Yüz yüze iletişimde
hemen geri besleme alırız ki, buna Gecikmesiz Geri
Besleme denir. Kitle iletişiminde ise iletişim sürecinde
geri besleme almak belirli bir zaman sonra olduğu için
buna da Gecikmeli Geri Besleme denir.


31







Geri Besleme İletişim Sürecine;
İletişimin amacına ulaşıp ulaşmadığını ortaya koyar.
Mesajın amaçlandığı gibi; doğru zamanda, doğru hedefe,
doğru anlamda ulaşıp ulaşmadığını ortaya koyar.
Kaynağın başarılı olup olmadığını ortaya koyar.
Mesajı iletmede kullanılan kanalın doğru olup olmadığını
ortaya koyar.
Geri beslemenin doğru şekilde, doğru araçlarla alınıp
alınmadığını ortaya koyar.
Süreç içinde hangi aşamada niçin başarısız olunduğunu
ortaya koyar.
Bir sonraki iletişim sürecinde kullanabileceğimiz bilgileri
sağlar.
Bir sonraki iletişim sürecini doğru bilgilerle oluşturmamızı
sağlar.
EĞİTİMDE İLETİŞİM VE SINIF YÖNETİMİ
32

33
Öğretmen
eğitim
programında
öğrencilere
kazandırılması ön görülen hedef davranışların
kazandırılmasıyla görevlidir. Öğretmenin bu görevine
öğretme denilmektedir. Öğretmen hedef davranışları
öğrenciye kazandırmak için, o konuda sahip olduğu
fikir, bilgi, tutum, duygu ve beceri türündeki
davranışlarını öğrencileri ile paylaşmaktadır. Bunun
sonucunda öğrencinin davranışları değişmekte yani
öğrenme gerçekleşmektedir. Oysa davranış değişikliği
meydana getirmek üzere fikir, bilgi, haber, tutum,
duygu ve becerilerin paylaşılma süreci iletişim olarak
tanımlanmaktadır.
Bu durumda iletişim ile öğretme-öğrenme arasında
anlam bakımından bir ortaklık var demektir.
34
Öğretmen
İçerik
(Kaynak)
(Mesaj)
Öğretim araç ve yöntemleri
(Kanal)
Öğrenci
(Alıcı)
Değerlendirme
(geri bildirim)
İletişim süreci sınıf içine uyarlandığı zaman öğretmen
kaynak, öğrenci alıcı durumundadır. Öğretmen içeriği
mesajı başta sesi olmak üzere çeşitli araçlar (kanal)
kullanarak değişik yöntem ve tekniklerle öğrenciye ulaştırır.
Bu nedenle öğretme-öğrenme süreci bir iletişim sürecidir.
Öğrenme, iletişim işleminin alıcının beyninde geçen
parçasıdır. Öğretme ise iletişimin kaynaktan alıcıya kadar
olan boyutunu kapsamaktadır.
Sınıfta İletişimin Yönü
35



Sınıf içi iletişimin etkili kılınmasında,
öğretmen-öğrenci arasındaki etkileşimin yönü
belirleyici rol oynamaktadır. İletişim öğretmenden
öğrenciye, öğrenciden öğretmene karşılıklı olursa
yararlıdır. Tek yönlü iletişim sıkıcıdır ve dönüt
yararlarından uzaktır.
Yapılmış bazı araştırma sonuçları sınıftaki öğretmeöğrenme ortamının niteliğini büyük ölçüde öğretmen
davranışlarının belirlediğini ortaya koymuştur.
Sınıf içi iletişimde ikili yaklaşıma önem verilmesi, iyi
bir iletişim için sorumlulukların kaynak ve alıcı
arasında eşit olarak paylaşılması önem taşımaktadır.
Tek Yönlü İletişim
36


Öğretmenin bilgiyi ve konuyu kendi tekelinde görmesi tek yönlü
iletişime yol açar. Öğretmenin konuşma kontrolünü elinde
bulundurması, öğrencinin ne zaman ve hangi konuda katılacağına
karar vermesi ve tartışma konularını kendisinin seçmesi, öğrenci
katılımını azaltmakta, sınıf içi iletişim ortamını olumsuz yönde
etkilemektedir.
Böyle bir durumda, öğrenciler öğretmenlerin doldurması gereken
“kaplara” dönüşmekte, öğretmen kapları ne kadar iyi doldurursa
o kadar iyi öğretmen, öğrenciler de doldurulmaya teslim olursa o
kadar iyi öğrenci olmaktadırlar. Bu anlayışa göre, bilgi, kendini
bilgili sayan kişilerin, hiçbir şey bilmez saydıkları kişilere
lütfettikleri bir armağandır.
Çift Yönlü İletişim
37

Çift yönlü iletişim eğitim sürecinde çok önemlidir. Sınıf
içindeki öğrenci öğretmen etkileşimi ve yüz yüze ilişkiler çift
yönlü iletişim kurulmasını sağlar. Bu nedenle iyi bir
öğretmen öğrenciden gelen tepkilere (dönütlere) göre nasıl
öğrettiğini ve nasıl öğretmesi gerektiğini belirleyebilir. Sınıf
içindeki çift yönlü iletişim iyi bir etkileşime yol açar.

Eğer iletişim çift taraflı yani karşılıklı değilse gücü ya da
yetkiyi o an için elinde bulunduran taraf isteklerini
gerçekleştirecek, diğer taraf baskı altında tutulacaktır.
Fakat bu sorunu sadece geçici olarak ortadan kaldıracak, güç
ya da yetki ortadan kalktığında sorun devam edecektir
38

Öğretmenler bilgiyi kendi tekelinde görmemeli, ikili
yaklaşımla
görüşme
ve
tartışmalarla
sonuçlara
varılmasına ve çözüm yollarının ortaya çıkarılmasına
önem vermelidirler. Bu ise, öğretmen öğrenci çelişkisini
ortadan
kaldıracak,
“öğretmenin
“öğrencileşen
“öğrencilerin
öğrencileri”
öğretmeni”
kavramları
öğretmenler”,
öğrenciler” kavramlarına bırakacaktır.
yerine
“öğretmenleşen
Sınıfta İletişim Biçimleri
39
Etkili iletişimin olmadığı bir sınıf ortamında
olumlu bir öğrenme ortamı yaratmak için yapılan tüm girişimler sınırlı
kalacak ve genellikle bu girişimlerin amaçlanan etkileri kısa süreli
olacaktır. Etkili iletişim becerilerine sahip olma, hem öğrencilerle iyi
bir iletişim kurmamıza yardım eder, hem de kendi kişisel
ihtiyaçlarımızı daha etkili bir şekilde karşılama ve mesleki
amaçlarımıza ulaşma imkânı verir.

Öğretmen sınıf içindeki iletişim işlevlini yerine getirirken üç türlü
iletişim yönteminden yararlandığı belirtilmektedir:

Sözlü iletişim

Sözel Olmayan İletişim

Teknolojik araç ve gereçlerle yapılan iletişim
Sözlü İletişim
40

Sözlü iletişimler “dil ve dil-ötesi” olmak üzere 2 alt sınıfa
ayrılmaktadır. İnsanların karşılıklı konuşmalarını hatta
mektuplaşmalarını “dille iletişim” kabul edebiliriz. Dille
iletişimde kişiler, ürettikleri bilgileri birbirlerine ileterek
anlamlandırırlar. Dil-ötesi iletişim, sesin niteliği ile ilgilidir;
sesin tonu ve sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin
vurgulandığı, duraklamalar vb özellikler, dil-ötesi iletişim
sayılır. Dille iletişimde kişilerin “ne söyledikleri”, dil ötesi
iletişimde ise, “nasıl söyledikleri” önemlidir. Araştırmalar,
insanların günlük yaşamda, birbirlerinin ne söylediklerinden
çok nasıl söylediklerine dikkat ettiklerini göstermektedir

Karşımızdakinin sözlerinin kapsamı kadar-hatta daha da
fazla- ses tonundaki canlılık da bizi ilgilendirir. Yani
41
semantik öğeler kadar dil-ötesi öğeler de iletişimde etkilidir.

İsteyerek, farkında olarak yaptığımız konuşmalara “niyet
edilmiş dil davranışı” adı verilir. Konuşurken dilimizin
sürçmesi ise, “niyet edilmemiş dil davranışlarına” bir
örnektir.
Bazı
kelimelerin
üzerine
basa basa konuşmalarımız ya da karşımızdakini korkutmak
için bağırmamız, niyet edilmiş dil-ötesi davranışlarıdır.
Konuşurken
farkında
olmadan
ses
tonumuz
açılıp,
yükseliyorsa, ya da sesimiz titriyorsa, bu durumda niyet
edilmemiş dil-ötesi davranışlar söz konusudur.
Sözel Olmayan İletişim
42


Sözel olmayan iletişim beden diliyle yürütülür.
Öğrencileriyle girdiği iletişimde sözcüklerini daha anlamlı
kılmaya çaba gösteren öğretmenin sözsüz iletişimin varlığını
çok iyi kavraması ve sözsüz iletişimin gücünden yararlanması
zorunluluğu vardır.
Karşı karşıya gelerek kurulan kişiler arası iletişimlerde, hem
sözlü, hem de sözsüz mesajlar aynı anda kullanılır. Bu
konuşmalarda, mesaj alışverişinin ancak
küçük bir
bölümünü sözlü mesajlar oluşturur. Yüz ifadeleri, el kol
hareketleri, bedenin konumu ve sesin yükselip alçalmasıyla
gönderilen sözsüz mesajlar iletişimde kullanılan mesajların
daha büyük bir bölümünü kapsar.

43
Rosenfeld tarafından yapılan bir araştırma sonucunda
derse hazırlıklı gelen öğretmenlerin yüz ifadeleri,
konuşmadaki etkinlikleri, gülümseme biçimleri, jest
ve mimikleri gibi davranışlarının derse hazırlıksız
gelen
öğretmenlerin
aynı
davranışlarına
oranla
yaklaşık iki kat daha etkili olduğu bulunmuştur.
Öğretmenlerin başvurduğu iletişim biçiminin %80i
beden diline dayanmaktadır.

44
Sözsüz iletişimi oluşturan sözsüz mesajlar şu aracılarla
iletilir:

Beden dili

Yüz ifadeleri

Jestler ve mimikler

Baş hareketleri

Giyim kuşam


Düşünce ve duygularımızı destekleyen onları somutlaştıran
hareketlerimiz esas jest ve mimiklerimizdir. Esas olarak
anlatıma katkıda bulunmayan ve kendiliğinden ortaya çıkan
hareketlere ikincil jest ve mimikler denir.
Albert Mehrabian, yaptığı araştırmada bedenin %55, sesin
%38, sözcüklerin %7 oranında etkili olduğu sonucuna
varmıştır.
Sözsüz İletişimin Özellikleri:
45

İletişimin Yokluğunu Olanaksız Kılma

Duygu ve coşkuları yetkin bir biçimde dile getirme

İnsanlar arasındaki ilişkileri tanımlama ve belirleme

Sözel İçerik hakkında bilgi verme

Güvenilir iletiler sağlama

Kültüre göre biçimlenme
Sözsüz İletişimin İşlevleri
46




Tamamlama: Sözel bir mesajı pekiştirmek
Öğretmenin bir öğrenciye yumuşak bir sesle "aferin” demesi ve
öğrencinin başını okşaması
Tekrarlama: Sözel ifadeyi kullanmanın yanı sıra , o ifadenin
sözel olmayan karşılığını da kullanma
Öğretmenin "şimdi 3. Soruyu yapmaya başlayın "derken eliyle de
3 işaretini yapması.
Düzenleme: Sözel mesajların akışını denetlemek amacı ile sözel
olmayan mesajlar kullanmak.
Söz almak isteyen bir öğrenciye henüz kendi sözünün bitmediğini
belirtmek için eliyle bekle işareti yapması.
Yerine Geçme: Sözel mesaj kullanmaksızın onların yerine geçen
sözel olmayan mesajlar kullanmak.
Çıkabilirsiniz anlamında baş işareti,güle anlamında el
sallanması,bir öğrencinin bir soru karşısında başını önüne eğmesi
Sözsüz İletişim Öğeleri
47

Jest ve Beden Hareketleri
Sözel iletişimin diğer öğelerini anlamak gibi beden
hareketlerini anlamakta oldukça güçtür. Farklı
kültürlere göre özel anlamlar taşırlar. Türkler ve
Yunanlılar "hayır" demek istediklerinde başlarını yukarı
kaldırarak Amerikalılar ise iki yana sallamaktadır.
Burada önemli olan öğretmenin sınıf içindeki duruşu ,
sesiyle hareketleri arasındaki uyum, hareketli veya
yavaş oluşu, sakin veya sinirli oluşu beden hareketleri
ve jestleri ile ilgilidir.

48
Göz Teması
İnsanlarla olan iletişimde göz ve göz teması çok
önemlidir. Sınıfta da aynı şekildedir. Sınıfa ilk girilip
ders anlatmaya başlamadan önce göz teması
kurulmalıdır. Bu öncelikle uzaktan yakına hafif bir
tebessümle
insanların
öncelikle
ilgilerini
size
çevirmeleri beklenir. Eğer insanlarla göz teması
kurmazsanız sıkılıp sizden dersten ve hatta sınıftan
uzaklaşır belki evde yapılan yemeği düşünmeye
başlarlar. Bu göz temasının bütün bir ders boyunca
sürmesi gerekir.

49
Yüz İfadeleri
Kaş
çatma,
gülme,
hüzün,
umut,
beklenti,
şaşkınlık,sinirlenmek, merak gibi ifadelerin insan
yüzünde verdiği ifadelerdir.
İnsanlar dünyanın her yerinde duygusal durumlarını yüz
ifadeleri ile açığa vururlar. Kızgınlık, korku, şaşkınlık,
üzüntü, nefret, sevinç gibi hislerimizi gösteren kas
hareketlerinin tümü bütün insanlarda aynıdır.
Zihnimizden,
gönlümüzden
silinmeyen,
zengin
anlamlarıyla içimizde derinleşen pek çok yüz vardır. Bir
bakış, bir gülüş, bir ifade hayal ettikçe, düşündükçe
yankılanır, derinleşir, unutulmaz. Beden dilimizin en
belirgin ve en kesin anlamları yüzümüzdedir.
Etkin Dinleme
50

Bir kimsenin ilettiği sözlü mesajların
arkasındaki sözel olmayan mesajları da doğru olarak
anlayabilmek olarak tanımlanabilecek etkin dinleme
becerisini kazanmak, öğretmenlerin öğrencilerini
anlamasını kolaylaştıracaktır. Öğrencinin, öğretmen
tarafından algılanan sözel ve sözel olmayan
mesajlarını, öğretmenin kendi sözcükleriyle
öğrenciye geri iletmesi esasına dayanan etkin
dinleme tekniği ile, öğrencileri doğru olarak anlamak
kolaylaşacaktır.
51
Etkin dinleme sorunların çözümünde en etkili yöntemlerden
biridir. Etkin dinlemeyi gerçekleştirmek için;
Öğretmen öğrencinin kendi sorunu çözebileceğine içten
inanmalıdır.

Öğretmen öğrencinin
edebilmelidir.

duygu
ve
düşüncelerini
kabul
Öğretmen duyguların genelde geçici ve anlık olduğunu
bilmelidir. Etkin dinleme öğrencinin duygudan duyguya
atlamasına ve duyguların boşaltılmasına, açığa çıkmasına
yardımcı olur.

Öğretmen öğrenci sorunlarının çözülmesi gerektiğine
inanmalı ve bunun için vakit ayırmalıdır.

Öğretmen sorunu olan her öğrenci ile birlikte olmalı ama
kendi kimliğini de korumalıdır. Öğrencinin sorununu kendi
sorunu gibi hissetmeli ama kendi sorunu olmasına izin
vermemelidir.

52
Öğretmenler öğrencilerin sorunlarını paylaşmak ve
konuşmaya başlayabilmek için zorlanabilirler. O zaman
öğrenciye bunu açıkça söyleyip başka bir kişiyi
önermelidirler.

Öğretmenler öğrencilerin sorunlarının gizliliğine saygı
duymalıdır.

İletişim Engelleri
53
Öğretmen ve/veya öğrencinin;
Birbirine güvenmemesi
İletişime girme amacını tam olarak anlayamaması
Ortak yaşantı alanlarının az olması
Barınma, beslenme ihtiyaçlarını yeterince karşılayamaması
Öğretmenin;
Öğrencilerini iyi tanıyamaması
Derse hazırlıksız girmesi
Alanında yeterli bilgi birikimine sahip olmaması
Öğrencileri derse çekecek ve katacak yöntem ve teknikleri
kullanamaması
54
Öğrencinin;
O sınıfta bulunma amacının farkında olmaması
Sık sık hayal kurarak kendisini bilerek dersin dışına itmesi
İşlenen konuları kendisi için kullanabileceği bir çıkar olarak
görmemesi
Sınıfın;
Oturma düzeninin ve yerlerinin rahatsızlık vermesi
Havasız, pis, rutubetli, soğuk, ışıksız ya da aşırı sıcak olması
Araç ve gereçlerin öğrenci düzeyine uygun olmaması
Gürültülü olması veya sesi iyi vermemesi
Öğretimde Etkili İletişim
Yolları
55


Öğrenciler
hakkında
başkalarıyla
konuşmak yerine kendileriyle doğrudan konuşmak:
Bir sorun yaşandığında doğrudan öğrenci ile konuşmak,
onlara saygı göstermek, öğrencilerin öğretmene
güvenmesini sağlar. Dolayısıyla sorunun çözümüne
yardımcı olacaktır.
Öğrencilerle konuşurken nazik olmak: Öğretmenler
öğrencileriyle olumlu ve etkileyici konuşmaktan çok
“yaptığım şey için özür dilerim, lütfen, teşekkürler’’ gibi
öğrenciye olan saygısını ve nazikliğini ifade eden kelime
ve cümleler kullanması daha fazla önem taşımaktadır.
Çünkü
öğretmenler
öğrenciler
için
modeldir.
Öğretmenlerin
öğrencilerle
iletişimi
yetişkinlerle
iletişiminden daha nazik olmalıdır.

56
Öğretmenler empatik davranış göstermeli: Öğretmenler
öğrencilerle ilişki kurarken içten davranmalı, onlara değer
vermeli ve onlara karşı empatik davranış göstermelidir.
İçtenlik, öğretmenin öğrencilerle ilişkilerinde gerçek
duygularını yaşamasıdır. Öğrenciye güvenme, onun
yeteneklerine ve doğruyu seçeceğine inanma öğretmenin
öğrenciye değer verdiğini gösterir. Empati, sınıf
ortamında öğretmenin kendisini öğrencinin yerine koyarak
etkinliklere onun gözüyle bakabilmesidir. Bu nedenle, iyi
bir öğretmeni iyi öğrencinin yaratacağına inanılmaktadır.

57
Jest ve mimikler etkili kullanılmalı: Göz teması,
gülümseme, başla onaylama-onaylamama, yürüyüş biçimi,
öğrenciye yaklaşma, dokunma gibi beden dili kullanma
kişinin kaygı, kızgınlık ve sevgi durumlarını sergiler ve
somut durumuna ilişkin bilgi verir. Öğretmenler,
öğrencilerden gerçek dönüt almak istiyorlarsa, onlara bir
konuyu anlattıktan sonra “ Anladınız mı? ” gibi sorular
sorma yerine, onların yüz ifadelerine, gözlerine vb. gibi
sözsüz ifadelerine bakarak konuyu anlayıp anlamadıklarını
anlayabilir. Öğretmenler sınıfta hareketli olmalı ve tüm
öğrencilerle her an göz teması kurabilmelidir.

58
Bekleme süresi tanınmalıdır: Öğretmenlerin bazıları ders
anlatırken konunun anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol
etmek ya da öğrencilerin dikkatini toplamak için
öğrencilerden herhangi birine sorular sorarlar. Ancak
sorunun cevaplanması için çoğu kez birkaç saniye kadar
kısa bir süre bekleyerek, cevap gelmeyecek olursa hemen
bir başka öğrenciye yönelirler.Öğretmenin bu tutumu,
öğrenciler tarafından da model alınabilir.Onlar da
içlerinden
birine
soru
sorulduğunda
yeterince
beklemeden, cevaplamak için söz istemeye başlarlar. Bu
durum, özellikle kendine güveni az ve sıkılgan
öğrencilerin iyice kitlenerek, bildikleri konularda bile
cevap verememelerine yol açabilir.

59

Duyguları kabul edilmelidir: Etkili iletişim için ilk ve en
önemli adım onların iç dünyaları dinlenerek atılmalıdır.
Öğrenci
konuşurken
öğretmen
dinlemeye,
onun
söylediklerini ve duygularını anlamaya hazır olmalıdır.
Öğrencinin duygularını anlayabilmek için
öğrencinin
konuşması önyargı ile kesilmemeli, anlattıklarına onun
bakış açısı ile bakılmalıdır.
Yargılamayan bir ses tonu kullanılmalıdır: sorun sözlere
dökülerek açıklanmalıdır. Ödevini kaybeden bir öğrenciye
öğretmenin “çok sorumsuzsun hemen ödevini bul” diyerek
suçlayıcı ve emredici bir ifade yerine “ödevini
kaybetmişsin” demesi, sorunu kendisinin çözmesine
yardımcı olacaktır.

60

Uygun davranışlar görülmelidir: uygun davranışlarıyla
öğretmeninin ilgisini çekemeyen bir öğrenci bir süre sonra
uygunsuz davranışlarla bunu deneyecektir. Uygun
davranışın görülmesi ve pekiştirilmesi, hem öğrencinin
olumlu davranışta bulunma sıklığını arttırır, hem de bu
durumu gözleyen diğer öğrencileri aynı davranışa
bulunmaya isteklendirebilir.
Öğrencilere farklı öğrenme yöntemleri sunulmalıdır:
konuyu parça parça mı, yoksa bütün olarak mı öğrenmek
istediklerinin sorulması gibi. Böylece öğrenciler hem daha
iyi anlarlar, hem de kendi öğrenme süreçlerini
denetlerler.