Transcript iskazalari

İŞ KAZALARI
(YARGITAY KARARLARI
ÖRNEKLİ)
G. ZAFER YAVUZARSLAN
MAKİNE MÜHENDİSİ

Kaza Kavramı :
 Genel olarak “kaza” kavramı, herhangi bir kasıt söz







konusu olmaksızın meydana gelen, beklenmedik ve
sonucu istenmeyen bir olayı belirtmektedir.
Kaza, dıştan ve ani bir etkiyle meydana gelen ve
kişilere zarar veren istenmeyen bir olaydır. Kazanın
oluşumunu inceleyen araştırmacıların, ilginç bir
açıklama örneği olarak “dik duran domino taşları”
modelini kullandıkları görülmektedir.
Bu modele göre, kaza zinciri faktörleri şöyle
sıralanmaktadır:
Doğa koşulları (doğal yapı)
Kişisel eksiklikler
Güvensiz durum ve davranışlar
Kaza
Zarar (ölüm veya yaralanma)
Yıllara Göre Meydana Gelen İş Kazaları ve Ölümler :
Yıllar İş Kazası İş Kazası Sonucu Ölüm
2004
93.830
841
2005
73.923
1.072
2006
79.027
1.592
2007
80.602
1.043
2008
72.963
865
 Ülkemizde 2006 yılı SSK İstatistikleri'ne göre;
 Toplam işyeri sayısı:1.036.328 olup, bunun
 % 98,4 ‘ü 50’den az işçi çalıştıran işyeridir.
 Çalışan toplam 7.818.732 sigortalının % 56,9’u
50’den az işçi çalıştıran iş yerindedir.
 iş kazasına uğrayanların % 73,7’si 50’den az işçi
çalıştıran işyerinde çalışmaktadır.
 Türk hukuk mevzuatında,
 İş kazaları:
 Oluşmaması için İş Hukuku mevzuatı ile,
 Oluştuktan sonra kişinin uğradığı zararın
giderilmesi için Sosyal Sigortalar ve Borçlar
hukuku mevzuatı ile
güvenceye alınmıştır.
 Türk Hukukunda İş kazasının tanımı:
 Borçlar Kanununda ne de İş Kanununda
bulunmamaktadır.
 İş kazalarına sadece Sosyal Sigortalar Kanununda
rastlanmaktadır.
 Bu Kanunda da iş kazasının tanımı yapılmaktan çok, iş
kazasının ne gibi “hal ve durumlarda” bir kazanın iş
kazası sayılacağı, “yer ve zaman” koşullarıyla
sınırlayarak belirtmektedir.
 “İş Kazası”
 5510 SAYILI KANUNUN 13. maddesine göre,





Sigortalının;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle
veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve
hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş
veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli
olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi
nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek
için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin
yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve
sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen
özüre uğratan olaydır.
 Meslek Hastalığı :
 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun 14. maddesine göre, meslek
hastalığı,
 Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden
dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm
şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli
hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.
 Tazminat :
 İş kazası ya da meslek hastalığı sonucunda, meslekte
kazanma gücü kaybının oranı ne olursa olsun, beden
tamlığının korunması ilkesi nedeniyle, sigortalının
işvereni hakkında maddi ve manevi tazminat davası
açması hakkı mevcuttur.
 Açılacak davanın, Borçlar Kanunu hükümlerine göre,
akde muhalefetten doğan davalarda olduğu gibi, 10
yıllık zaman aşımı süresi içinde, İş Mahkemelerine
başvurularak açılması gerekmektedir.
 Bundan başka, işveren hakkında, işçinin tazminat
davası açma hakkı mevcut olduğu gibi,
 Manevi Tazminat :
 İşçinin, işverenden isteyebileceği manevi tazminat, 818
sayılı Borçlar Kanununun 47. maddesine göre, cismani
zarara uğrayan kişiye veya bu nedenle vefat eden
kişinin ailesine, çekilen acı, elem ve ıstıraplarını
hafifletmek amacıyla, hakimin takdir edeceği uygun bir
miktar paradan ibaret olup, matematiksel yönden
herhangi bir hesabı gerektirmemektedir.
 Maddi Tazminat :
 İşçinin, işverenden isteyebileceği maddi tazminat ise,
daima matematiksel yönden hesaplamayı gerektiren ve
zararın gerçek miktarını bulmaya ve karşılamaya
yönelik bir tazminat çeşididir. Maddi tazminat üç
çeşittir:
 1. Rücu Tazminatı :
 Sosyal Güvenlik Kurumunun da, işveren ve üçüncü
şahıslar hakkında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanununun 21. ve 23.
maddelerine göre rücu tazminatı davası açma hakkı
bulunmaktadır.
 2. İş Göremezlik Tazminatı :
 Bu tazminat, Borçlar Kanununun 46. maddesi ile
tanımlanmıştır. Buna göre, cismani bir zarara uğrayan
kimsenin, iş göremezliği ölçüsünde çalışmasının
aksayacağı ve bu nedenle maruz kalacağı zarar ve
ziyanın, kendisini çalıştırandan isteyebileceği prensip
olarak kabul edilmiştir.
 İş kazası veya meslek hastalığı sonucunda, meslekte
kazanma gücünü az veya çok kaybeden bir işçinin,
kaybı ile ilgili gerçek zararını, kendisinin olayda tam
kusurlu olması dışında, işverenden talep etmeye hakkı
bulunmaktadır.
 3. Destekten Yoksunluk Tazminatı :
 Bu tazminat, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu
ölümlerde, ölen kimsenin destek olduğu kişiler
tarafından işverenden istenebilecek bir tazminat
türüdür. Bu kişiler tarafından, işverenden tazminat
istenebilmesi için, destek durumundaki işçinin
ölümü ile yardım gören kişilerin para ile
ölçülebilecek bir zarara uğramış olmaları
gerekmektedir.
 Bu durum, Borçlar Kanununun 45. maddesinin 2.
fıkrasındaki, “Ölüm neticesi olarak, diğer kimseler
müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları
takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım
gelir” hükmü ile düzenlenmiştir.
BİR OLAYIN İŞ KAZASI OLARAK
NİTELENDİRİLEBİLMESİ İÇİN DÖRT
UNSURUN GERÇEKLEŞMESİ
GEREKİR.
 1) KAZAYA UĞRAYANIN SİGORTALI OLMASI;
 2) KAZALININ HEMEN VEYA SONRADAN BEDENEN
VEYA RUHEN ÖZÜRE UĞRAMIŞ OLMASI;
 3) SİGORTALININ YER VE ZAMAN İTİBARİYLE
5510/13. MADDEDE SAYILAN HUSUSLARDAN
BİRİNE GÖRE KAZAYA UĞRAMASI;
 4) KAZADA NEDENSELLİK “İLLİYET” BAĞININ
BULUNMASI;
1) KAZAYA UĞRAYANIN SİGORTALI OLMASI;
 Kaza sonucu bedence veya ruhça özre uğrayanın, 5510
sayılı yasa kapsamında “sigortalı” bir kimse olması
zorunludur.
 Aksi takdirde, bir iş kazasından söz edilmesi mümkün
değildir.
 Örneğin, bir işverenin kendi işyerinde ücretsiz çalışan
eşi ya da askerlik hizmetlerini er olarak yapmakta
olanlar kazaya uğraması durumunda,
5510 sayılı Kanun anlamında bir iş kazası
sayılmayacaktır.
 Kimlerin sigortalı sayılacağı 5510 sayılı yasanın 4.
maddesinde belirlenmiştir.
Buna göre;
 Hizmet akdi ile işveren tarafından çalıştırılanlar,
 Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı
olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız
çalışanlardan;
*Gelir vergisi mükellefi olanlar,
*Esnaf ve sanatkârlar,
*Ticari şirketlerin ortakları,
*Tarımsal faaliyette bulunanlar)
 Kamu idarelerinde çalışanlar,
sigortalı sayılırlar.
 Sigortalılar, işe alınmalarıyla kendiliğinden
sigortalı sayılacaklarından (5510/7); bunların
işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna
bildirilmemiş olması, bu niteliklerini ortadan
kaldırmaz. (5510/92)
 Yani, sigortalı sayılanlar, Kuruma bildirilmeden
bir kazaya uğrasalar dahi yine uğradıkları kaza iş
kazası sayılacaktır.
 Yargıtay Kararı:
 “Olayın iş kazası sayılması için kazaya uğrayan
ile işveren arasında Borçlar Kanunu 313.
maddesine göre hizmet sözleşmesinin mevcut
olması gerekir” denmiştir.
 Yargıtay 10. HD., 30.5.1995, 4641/5019,
 Yargıtay’a göre; “sigortalı sayılmayan (5510/6) bir
kimsenin uğradığı kaza,
 İş kazası olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
 Bunlar bir iş sözleşmesine dayanarak işveren tarafından
çalıştırılsalar bile 5510 sayılı yasa kapsamı dışında
tutulduklarından, iş kazası sigortası hükümlerinden
yararlanamazlar.
 Yargıtay’a göre; bir kimse işyerine arkadaşını ziyaret
amacıyla geldiği sırada bir kaza geçirdiğinde, sigortalı
olmadığı için,
bu olayı iş kazası olarak sayılmaz.
 Bununla birlikte Kanun, istisnanın istisnası




denilebilecek bir düzenlemeyle bazı kimseleri iş
sözleşmesine dayanarak çalışmasalar bile iş kazası
açısından sigortalı saymıştır.
Bu kimselerin başında çıraklar gelmektedir.
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre, “...Aday
çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören
öğrencilere sözleşmenin akdedilmesi ile 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununun iş kazaları ve meslek
hastalıkları... hükümleri uygulanır”
Yargıtay’a göre; endüstri meslek lisesi öğrencisinin
uğradığı kaza iş kazası olarak nitelendirilmiştir.
(Yarg.10.HD., 20.9.1993 Tarih ve 1888/9625 sayılı
Kararı)
 Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyenler de (5510.5-d),
kazaya uğradıklarında iş kazası sayılacaktır.
 Dolayısıyla, bu kişiler iş kazası sigortasından
sağlanan yardımlardan yararlanabileceklerdir.
 Yargıtay; piyasa hamalı sayılmayan bir kimsenin
haftada üç gün işverenin direktifi altında çalışmasını,
sigortalı sayılmanın “zaman” ve “bağımlılık”
unsurlarının oluşması bakımından yeterli bulmuş ve
bu kişinin uğramış olduğu kazayı iş kazası olarak
nitelendirmiştir.
 (Yargıtay, 10.HD., 15.5.1990, 3404/4587)
 Yine Yargıtay’a göre;
 Piyasa hamalı olmadığı halde işverenin çağırması
halinde işbaşı yapan, sadece bir işverene bağımlı
olarak çalışan hamal işçi sayılır.
 Dolayısıyla, günün tüm iş saatinde sürekli çalışmıyor
olması iş sözleşmesinin varlığını ortadan kaldırmaz.
 Olayda kısmi (part-time) çalışma söz konusudur. Bu
nedenle, uğranılan kaza iş kazasıdır.
 (Yargıtay, 10.HD., 8.6.1995, 5048/5358)
 2) KAZALININ HEMEN VEYA SONRADAN BEDENEN







VEYA RUHEN ÖZÜRE UĞRAMIŞ OLMASI;
İş Kazası, yabancı ve dıştan gelen bir etken yani, dış
bir olay sonucu mağdurun vücut bütünlüğüne,
organik yapısına zarar vermelidir. Dıştan gelen olay;
işyerinde patlama,
bir maddenin çarpması, düşmesi,
ortam havasından zehirlenme,
elektrik cereyanına kapılma,
yüksekten düşme,
güneş çarpması gibi.
 Buna karşılık, işyerinde olmasa dahi, sigortalının





kronik kalp yetmezliği veya beyin anevrizması sonucu
ölümü dışarıdan gelen bir etkenle bir ölüm şekli
olmadığı halde Yargıtay iş kazası olarak kabul etmiştir.
(Hukuk Genel Kurulu, 13.10.2004 Tarihli, 2004/21-529
Esas No.lu, 2004/527 No.lu kararı)
Örnek-1;
Gece bekçiliği yapan bir sigortalı işyerinde iken
geçirdiği beyin kanaması sonucu felç olmuştur.
Yargıtay, bu olayı da;
Sigortalının işyerinde çalışmakta iken felç olmasına
dayanarak, bu durumu dıştan gelen bir etken olmadığı
halde iş kazası saymıştır.
(Yargıtay 21HD., 21.11.2002, 9004/10005)
 Örnek-2;
 Yargıtay; intihar eylemi eğer işyerinde gerçekleşmiş
ise, olayın salt işyerinde meydana geldiği için intihar
eden sigortalının gördüğü işle ilgili ve işvereninin
kusurundan kaynaklanmamış olmasına rağmen iş
kazası saymıştır.
 Ancak, bu durumda olaylarla iş ve işveren arasında
nedensellik bağı bulunmayacağı için işveren ve onun
halefi olanlar Kuruma karşı sorumlu tutulamaz.
(Yargıtay 10.HD: 05.07.2004,6425/4465)
 3) SİGORTALININ YER VE ZAMAN İTİBARİYLE 5510/13.
MADDEDE SAYILAN HUSUSLARDAN BİRİNE GÖRE
KAZAYA UĞRAMASI;
 A.“işyerinde bulunduğu sırada” olmalıdır.
 5510/11’e göre, sigortalı sayılanların işlerini yaptıkları
yerler “işyeri” olarak tanımlanmıştır.
 İşyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik
yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında
örgütlenen işyerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk
emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım,
beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi
diğer eklentiler ile araçlar da işyerinden işyerinden
sayılmış bulunmaktadır.
 Bu duruma göre, sigortalının işyerinde bulunduğu









sırada,
örneğin;
Avluda
koşarken
düşmesi
sonucu
bedence
sakatlanması,
Yemekhanede kavga etmesi sonucu yaralanması,
Dinlenme yerinde, herhangi bir şahıs tarafından
tabanca ile vurulması,
İşyerinde intihar etmesi,
İşyeri sınırları içerisinde bulunan havuz gibi yerlerde
boğulma sebebiyle ölüm halleri de iş kazası
sayılmaktadır.
(Yargıtay 21.HD., 1.7.2004, 6433/6503)
(Yargıtay 10. HD., 5.7.2004, 4465/6425)
(Yargıtay 10. HD., 29.3.1979,8413/2759)
 Sigortalının hangi nedenle olursa olsun, işyerinde
bulunduğu sırada uğradığı her kaza, diğer unsurlar
da birlikte ise iş kazası olarak kabul edilmektedir.
 Sonuç olarak, bir işçi işyerine veya eklentilerine
ayağını bastığı andan, işyerini ayrıldığı ana kadar,
çalışır durumda olsun olmasın, işverenin otoritesi
altında olsun veya olmasın meydana gelen olay iş
kazasıdır.
 Örnek (1);
 Makina şefi ve yönetici olan sigortalının, işçilere gerekli talimatı
verip kendisinin de ocağa doğru gittiği, ölüsünün yaklaşık bir
saat kadar sonra derede bulunduğu, ölümünün başın alın
bölgesine çekiçle vurulmuş iki darbenin sonucu beyin
kanamasından olduğu, ölmeden önce 25 metre uzaklıktaki dereye
kadar yürüdüğü, otopsi raporunda üstün olasılığın, başka bir
şahısça yapılmış olabileceği fenni kanı olarak tespit edilmiştir.
Savcılık soruşturması, olayın intihar mı yoksa, cinayet mi olduğu
konusuna açıklık getirememiştir.
 Varılan bu sonuca göre; sigortalının işyerinde iken, kendisini
hemen veya sonradan beden veya ruhça arızaya uğratan bir olay,
başkaca hiçbir koşul aranmaksızın Sosyal Sigortalar açısından iş
kazası sayılacaktır.
 (Yarg.9.H.D. 78/8413 E.)
 Örnek (2);
 Bir işyerinde yıkanma yerleri yani sigortalıların kişisel
vücut temizliğinin yapıldığı yerlerin işyeri olarak kabul
edildiğine göre, işverenin işyerinde çalışan ve
geceleri de işyerinde kalan sigortalılar için özel
yıkanma yerleri hazırlamadığı bu nedenle kazalı
sigortalının zorunlu olarak işyerinin yakınında
bulunan “dereye” girerek yıkandığı yeri işyeri
eklentisi saymış ve derede meydana gelen olayı iş
kazası saymıştır.
 (Yarg. GHK. 6.07.2005 tarih ve 2005/10-444, 2005/449
sayılı kararı)
 Örnek (3);
 İşveren tarafından sağlanan otelde iş saatleri içinde
meydana gelen kazayı iş kazası sayılır.
 Karara konu olan olayda, davacılar murislerinin iş
kazası sonucu öldüğünü öne sürerek kurumdan gelir
bağlanmasını istemişler; İş mahkemesinin talebi
reddetmesi üzerine de Yargıtay’a başvurmuşlardır.
 Yargıtay, murisin davalının işyerinde hizmet akdi ile
çalıştığını, olayın işverenin temin ettiği otel tuvaletinde
mesai saatleri içinde meydana geldiğini, SSK.13/a,b
fıkralarına göre, kazanın işyerinde ve işin yürütümü
sırasında meydana gelmiş olması karşısında, ayrıca
illiyet bağının aranmasının gerekmediği sonucuna
vararak mahkemenin kararını bozmuştur.
 (Y10HD., 14.9.1994, 11128/16216)
 B-“İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla”
meydana gelen kaza iş kazasıdır.
 Bu hükme göre kaza işyerinde cereyan etmemiş olsa
bile, örneğin işverenin sigortalıyı işyeri dışında
sigortalının işinin gereği olarak çalışması sırasında
uğradığı kaza iş kazasıdır.
 Burada önemli olan, kazanın, işveren tarafından
yürütülen iş dolayısıyla meydana gelmesidir.
 Buna göre sigortalının işverenden aldığı talimat
uyarınca, bir müşterinin evinde elektrik arızasını
gidermeye çalışırken, elektrik akımına kapılarak ölmesi
halinde iş kazası sayılacaktır.
 Belirtmek gerekir ki, (5510/13-b) hükmü uygulanırken,
sigortalının işveren tarafından yürütülmekte olan iş
dolayısıyla hareket edip etmediğine dikkat edilmesi
gerekir.
 Bunun dışında, nasıl işyerinde meydana gelen
kazaların nedenleri üzerinde durulmuyorsa, işveren
tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla işyerinin
dışına çıkan işçi de, herhangi bir nedenle kazaya
uğrarsa bu kazanın da iş kazası olarak nitelendirilmesi
gerekir.
 (Yargıtay 21 HD., 5.7.2004, 6443/6691)
 Örnek 1;
 Tomruk deposunda tesellüm işçisi olarak görev yapan
sigortalı, tomrukları depodan kamyonların durduğu tali
yol ayrımına kadar traktörle götüren sürücünün
işbaşında bulunmadığı bir sırada kullandığı traktörü
kamyona yanaştırırken kazaya uğramıştır. Yargıtay 9.
Hukuk Dairesi, olay ile işverenin fiili arasında uygun
neden-sonuç bağı bulunmadığı gerekçesi ile bu olayı iş
kazası saymamıştır.
 Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise, benzer bir olayda
kazanın meydana geldiği yeri “işyerinin eklentisi”
sayarak (5510/13.a) maddesi veya “sigortalı işyeri
dışında görevlendirildiği” için (5510/13.c) maddesi
hükmünün koşullarının gerçekleştiğini, dolayısıyla
olayın iş kazası sayılacağını belirtmiştir.
 (Yarg. 10. HD., 18.9.1990 tarihli, 6897/7605sayılı kararı)
 Örnek 2;
 Bir başka olayda, işyerinde işveren vekili olarak hizmet
veren ayrıca işverenin harici işlerini, adliyedeki işlerini
takip eden sigortalı, bir gün işverenle birlikte aynı
araçla trafiğin yoğun olduğu bir iş merkezine gitmiştir.
 Burada, yine işverenle birlikte, caddenin bir tarafından
diğer tarafına geçerken bir taşıtın sigortalıya çarpması
sonucu ölmüştür. Mirasçıları işvereni dava ederek
olayın iş kazası olduğunun tespitini istemişlerdir.
 Davalı işveren, savunmasında, sigortalının olay günü
kendisi ile birlikte iş merkezine gelmek için araca
bindiğini, esas amacının kızının düğünü için kredi
almak olduğunu ve görevli bulunmadığını öne
sürmüştür.
 Yargıtay, sigortalının kredi almayı planladığı bankanın
başka bir yerde bulunmadığını, kendisinin olay günü
izinli olmadığını ve işveren vekili durumunda olan bir
elemanın sebepsiz yere iş merkezine götürülmesinin
söz konusu olamayacağını ve ayrıca sigortalının
işverenin her türlü dahili ve harici işlerine baktığını
göz önünde tutarak, olay günü görevli olduğunu kabul
etmiş ve olayı (5510/13.b) maddesi çerçevesinde iş
kazası olarak değerlendirmiştir.
 (Yarg. 10.HD., 23.10.1995 tarihli, 7796/8681 sayılı kararı)
 C- Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir
yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın
geçen zamanlarda kazaya uğraması.
 Bu maddeye göre, sigortalının işveren tarafından
görevle başka bir yere gönderilmesi halinde, asıl işini
yapmaksızın geçen zaman birimi içinde uğradığı tüm
kazalar, iş kazası olarak nitelendirilecektir.
 İşveren, sigortalıyı işyeri dışında bir görev ifa etmekle
yükümlü tutabilir, bu görev yerinin aynı veya başka
ilde veya yabancı bir ülkede olması önem taşımaz.
 Sigortalı, işverenin işi için başka yere gitmektedir,


•
•
öyleyse işverenin otoritesi altındadır.
Madde hükmü “sigortalının asıl işini yapmaksızın
geçen zaman” deyimini kullanmış, bu zamanın nasıl
değerlendirileceği hususunda bir açıklama yapmamış
ve herhangi bir ayrım öngörmemiştir.
Bu hükmün uygulanmasında göz önünde
bulundurulması gereken husus,
Uğranılan kazanın, işverenin sigortalıya vermiş olduğu
görevle ilgili olup olmadığı,
Bu görevin yapılması için geçen süre içinde meydana
gelip gelmediğinin tespitine bağlı bulunmaktadır.
 Yargıtay’a göre:
 Sigortalı işçinin, işveren tarafından yürütülmekte
olan iş dolayısıyla işyerinden uzaklaştığında, boş
zamanlarını normal bir yaşantı içerisinde
değerlendirmesi doğaldır.
 Sigortalı işçinin boş zamanlarını, sinemaya,
kahveye, eğlence yerine giderek değerlendirmesi
mümkündür.
 Bunun gibi, akşam yemeğini de sahildeki bir
lokantada yemesi doğal hakkıdır.
 Bu bakımdan, sigortalıyı görevle ayrıldığı işyerinden
aynı işyerine dönünceye kadar normal yaşantı
içerisinde kalmak koşuluyla boş zamanlar da dahil
olmak üzere tüm risklere karşı sigortalı saymak,
sosyal sigorta hukukunun ilkelerine uygun düşeceği
söz götürmez”
 (Yargıtay 10 HD., 2.6.1983, 2061/3002)
 Kuşkusuz, sigortalı boş zamanlarını normal bir
yaşantı içinde geçirmek zorundadır; haklı bir neden
olmadıkça rizikoyu artırmamalıdır.
 Örnek 1;
 Görevli olduğu yere giden sigortalının uğradığı kaza iş




kazası olduğu gibi görevli olarak başka bir ile giderken
bindiği uçağın düşmesi sonucu sigortalının ölmesi de iş
kazasıdır.
(Yargıtay 9 HD., 29.12.1981, 11284/15904)
Ancak, bunun gerekçesi olarak, kaza ile görülmekte olan
iş arasında illiyet bağının gerçekleştiğinden söz etmek
veya sigortalının yolda dahi işverenin otoritesi altında
bulunduğunu varsaymak yerinde değildir.
Gerçekten de, görevle başka bir yere gönderilen sigortalı
yolda iken işverenin otoritesi altında bulunmaktadır.
Buna karşılık, yolda bir kavgaya karışır ve yaralanırsa
işverenin otoritesi altından çıkmıştır yaklaşımı inandırıcı
değildir. Bu örnekler “otorite” görüşünün zayıflığını
ortaya koymaktadır
 Örnek 2;
 İşveren sigortalıyı görevle başka bir yere göndermiştir.
 İşçi yolda parkta arkadaşlarıyla oturup konuşurken bir




bombanın patlaması sonucunda ölmüştür.
Olayın sigortalının görev ile başka bir yere gönderildiği
zaman süreci içinde ortaya çıktığı kuşkusuz olduğuna
göre, kazayı iş kazası sayılmasının yasal zorunluluk”
olduğunu belirtmiştir.
(Yargıtay 10 HD., 13.10.1987 tarih ve 5024/5139)
Yine aynı nedenle, malzeme almak üzere işverence
toptancıya gönderilen sigortalının gerekli alış-verişi
yaptıktan sonra yol üzerinde bulunan babasına ait
dükkanda çay içerken silahlı saldırıya uğrayarak
ölmesi de iş kazasıdır.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5.6.1996, 228/454)
 D- Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için
ayrılan zamanlarda kazaya uğraması.
 İş Kanunu 74/son’a göre, kadın işçilere, bir yaşından
küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir
buçuk saat süt izni verilir.
 Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek
kullanılacağına kadın işçi karar verir ve bu süre çalışma
süresinden sayılır.
 (5510/13-d) uyarınca, emziren kadın sigortalının
çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanda kazaya
uğraması iş kazasıdır.
 İki saat emzirme (süt) izni verilen sigortalı, bu izin
süresi içinde işyerine gelmek üzere yolda karşıdan
karşıya geçerken davalının kullandığı motorlu taşıtın
çarpması sonucu vefat etmiştir.
 İş Kanunu’nun 62. maddesine göre, “emzikli kadın
işçilerin çocuklarına süt vermek için belirtilen süreler”,
iş süresinden sayılır ve iş süresinden sayılan zaman
içerisinde işyerine gelirken oluşan kaza da iş kazasıdır.
 (Yargıtay HGK., 10.6.1983, 328/652)
 Nitekim (5510 say. Kan. 13/d) hükmü de emzikli kadın
sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan
zamanlarda meydana gelen sigorta olaylarının iş kazası
sayılacağını belirtmiş bulunmaktadır.
 Her iki yasa hükmünün, insani düşüncelerle kabul
edilmiş, sosyal içerikli, işçileri koruyan ve aslında
çalışma yok iken varsayan, farazi çalışmayı öngören
kurallar olduğu ortadadır.
 E- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin




yapıldığı yere götürülüp getirilmesi.
(5510/13-e) hükmü uyarınca, sigortalıların işverence
sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi
sırasında kazaya uğramaları durumunda, bu olay da
iş kazası sayılır.
Bu hükmün uygulanabilmesi iki koşulun bir arada
varlığına bağlıdır:
Bunlardan birincisi, taşıtın (aracın) işveren tarafından
sağlanması;
İkincisi ise, sigortalıların işin yapıldığı yere gidiş
gelişi sırasında kazaya uğramalarıdır.
 Burada sözü edilen araç, işyerinin mal veya hizmet




üretiminde doğrudan veya dolaylı olarak kullanılan bir
taşıt değildir.
Çünkü, işyerinde görülmekte olan işe ait teknik
sonucun gerçekleşmesine katkısı bulunan araçlar
işyerinden sayılır.
Böyle bir durumda ise (5510/13-a) fıkrasının uygulama
alanı bulacağı açıktır.
İşe gidiş geliş için işveren tarafından sağlanan taşıtta;
Sigortalının araca binerken veya inerken elini
sıkıştırması, dışarıdan açılan ateş sonucu
yaralanması, taşıt içinde diğer sigortalılarla kavga
ederken yaralanması gibi durumlar da iş kazası
sayılacaktır.
 Buna karşılık işin niteliğinden doğmayan (İş Kanunu,
66/son), daha çok sosyal yardım amacıyla yapılan
taşımalarda kullanılan araçlar işyerinden sayılmadığı
gibi iş sürelerinden de sayılmadığı için bu sürelerde
olan olay da iş kazası sayılmaz.
 Bunun gibi, işveren işçilerini başka birisinden
kiraladığı otobüsle sosyal amaçla taşıma yapan bu
aracın işyerinden sayılmayacağı için olacak olay iş
kazası olamaz.
 (Yargıtay 9 HD., 18.1.1989, 10312/132)
 Sigortalının işe gitmek için işveren tarafından
belirlenen durakta servis aracı beklerken üçüncü
şahsa ait aracın çarpması sonucu oluşan olayının iş
kazası sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
 Somut olayda sigortalının, servis aracına binmek
üzere işveren tarafından belirlenen yerde beklediği
sırada arızaya maruz kaldığı açıktır.
 Hal böyle olunca ve özellikle olayın (5510. 13-e)
fıkrasında vurgulandığı üzere sigortalıların işverence
sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak
götürülmesi için servis aracına binmek üzere işveren
tarafından belirlenen yerde beklediği sırada
oluştuğuna göre, sigorta olayının iş kazası sayılması
gerektiği hukuksal gerçeği ortadadır.
 Çünkü “e” fıkrasında, “götürülmesi sırasında”
sözcüklerinin Yargıtay’ın 21 HD., 14.5.1996 tarihli ve
2674/2738 sayılı kararına göre sigortalının işveren
tarafından belirlenen yerde servis aracına binmek
üzere toplu olarak bulundukları hazırlık dönemini de
kapsadığı,
 Öte yandan, “götürme sırasında” sözcüklerinin salt
servis aracında geçen süreyi değil, servis aracına
binmeden önceki süreyi de kapsadığı biçiminde
yorumlamak, sosyal güvenlik hukukunun ilkelerine de
uygun düşmektedir.
 Yargıtay 21 HD.’nin, 1.2.1999 tarihli ve 56/45 sayılı
Kararına göre, sigortalının maruz kaldığı kaza, servis
aracına binmek üzere yolun karşı tarafına geçerken
meydana gelmiştir.
 Sigortalının maruz kaldığı kazayı (trafik kazasını) iş
kazası olarak kabul etmemiştir.
 Dolayısıyla, servis aracına binerken veya servis
aracının içinde olmadığı ortadadır.
 Hal böyle olunca, (5510.13-e) de öngörülen koşulların
dava konusu olayda oluşmadığı açık ve seçik
olduğundan iş kazası saymamıştır.
 İşçilerin işverence sağlanan servis aracıyla iş elbisesi
provası için Urfa’dan Silvan’a götürülürken yolda
teröristlerce aracın durdurularak içindekilerin silahla
taranması sonucu öldürülmesi olayını da haklı olarak iş
kazası saymıştır.
 Ayrıca bu olayda, işverenden genel yol güvenliğinin
sağlanmasının beklenemeyeceği açılarından işvereni
olaydan sorumlu tutmamıştır.
 (Yargıtay 9HD., 4.7.1985, 4294/7382)
 4) KAZADA NEDENSELLİK “İLLİYET” BAĞININ
BULUNMASI;
 Bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için;
1. Sigortalının gördüğü “iş” ile meydana gelen
“kaza” olayı arasında,
2. “Kaza” olayı ile “uğranılan özür” arasında
uygun illiyet bağı bulunması gerekir.
 Çünkü, (5510/13). maddesinin son fıkrası iş kazasını,
sigortalıyı ÖZÜRE uğratan olay biçiminde nitelendirmiş
olması, nedensellik (illiyet) bağını iş kazasının bir
unsuru konumuna sokmuştur.
 O halde, bir kaza olayının sadece varlığı yeterli değildir;
 Olay ile sigortalının uğramış bulunduğu bedenen veya
ruhen özür arasında bir ilişkinin bulunması; ya da,
olayın“nedeni” ile “sonucu” arasında bir bağın varlığı
gereklidir.
 Dolayısıyla işçinin geçirmiş olduğu her kaza, iş kazası
sayılmaz.
 Bir olayın iş kazası olarak değerlendirilebilmesi illiyet
bağının da bulunmasına bağlıdır.
 Yargıtay verdiği birçok kararında bu anlamda uygun
illiyet bağının varlığını aramıştır.
 Bir olayda, sigortalı işyerinde sıva yaparken iskeleden
ayağı kayması sonucu düşmüş ve ayağında bir sıyrılma
meydana gelmiştir.
 Bu olaydan 8 gün sonra bu kişi septisemi şoku nedeniyle
böbrek yetmezliğinden ölmüştür.
 Yargıtay, ayaktaki sıyrık olayı ile septisemi hastalığı ve
akut böbrek yetmezliği arasında uygun neden-sonuç bağı
var ise, olay (SSK.13/a) hükmü çerçevesinde iş kazası
sayılacağına karar vermiştir.
 (YHGK., 7.3.1990 tarihli, 10-40/147 sayılı kararı),
 İlliyet bağı, en basit tanımıyla iş kazası ile, meydana
gelen zarar arasındaki neden - sonuç ilişkisidir. Bu
varsa olay iş kazasıdır. İş Kazası olayında illiyet bağı
üç halde kesilebilir. Bunlar,
1. Mücbir sebep,
2. Zarar görenin kusuru ve
3. Üçüncü kişinin kusurudur.
 Bunlardan herhangi biri ile iş kazası ve fiilin işlenmesi
ile zarar arasındaki bağlantı kopar.
 Bu nedenle, iş kazasına uğrayanın zararından işveren
sorumlu tutulamadığından, zararın tazmini de
kendisinden istenemez.
 Arabayla bir adama çarpılır, adam yaralanır,
ambulansla hastaneye götürülür, bu sırada ambulans
yine bir kaza yapar ve adam ölür.
 Adamın yaralanmasına sebep ilk kazayla, adamın
ölümü arasındaki illiyet bağı kesilmiştir.
 İlk kazada adama çarpan kişi ölümden sorumlu
tutulamaz.
 Ancak, ambulanstaki adamın ikinci kazayı yapmadan
önce zaten ölmüş olduğu ispat edilirse, bu durumda
illiyet bağı kesilmediğinden, ilk kazada adama çarpan
kişi ölümden sorumlu tutulabilir.
TEŞEKKÜR EDERİM
G. ZAFER YAVUZARSLAN
MAKİNE MÜHENDİSİ