Slayt 1 - Yeşilyurt`un Sesi

Download Report

Transcript Slayt 1 - Yeşilyurt`un Sesi

Slide 1

Dünya’nın Yedi Harikası

Hazır Olun


Slide 2

BABİL'İN ASMA BAHÇELERİ



Dünya'nın yedi harikasından biri. Bugünkü Irak'ın güneyinde bulunan ve döneminde Babil
uygarlığının başkenti olan Babil kentindeki kraliyet sarayındaki bahçeler. Babil'in asma bahçeleri,
bir dizi zigguratın teraslarında kurulmuş olan çatı bahçeleriydi. Bu bahçeler, kurulan bir sistemle,
Fırat Nehrinin suyu bu bahçelere pompalanarak yapılıyordu. Bahçeler, Kral II. Nabukadnezar
tarafından yaptırıldı. Efsaneye göre, II. Nabukadnezar bu bahçeleri, Asur Kralı III. Adadnirari'nin
annesi olan Kraliçe Sammu-ramat'ı veya anavatanını ve yeşilliği özleyen Medialı karısı Amytis'i
avutmak için yapmıştı. Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat,
bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan
temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in
Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu
tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır.


Slide 3

İSKENDERİYE FENERİ



Dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri Antik Çağın en ünlü
deniz feneridir. Bu fener, daha sonra yapılan tüm fenerlere bir örnek teşkil
etmiştir. M.Ö. 280 yıllarında İskenderiye Limanındaki Pharos Adası'nda
Knidoslu Sostratros tarafından yaptırılmıştır. Fener üç katlı idi. Fenerin alt
katının kare, orta katının sekizgen ve üst katının silindir şeklinde olduğu
söylenir. Yüksekliği konusunda anlatılanlar değişiktir; bazılarının
söylediklerine bakılırsa 180 metreydi. Tepesinde, İskenderiye limanına giren
gemileri yol gösteren bir ışık yanardı. Fener, 1375´te olan bir deprem
sonucu yıkıldı.


Slide 4

RODOS HEYKELİ



Dünyanın yedi harikasından biri olan Rodos Heykeli, Güneş tanrısı Helios'un tunçtan
yapılma dev heykelidir. Heykel, Lindoslu Khares tarafından Rodos limanının ağzına
yapılmıştır. Orta Çağdan kalan bir inanca göre; heykelin bacakları arasından gemiler
geçiyordu. Fakat, bu teknik olarak olanaksızdır. Yaklaşık olarak 32 metre
yüksekliğinde olan Rodos Heykeli, M.Ö. 305 - M.Ö. 304 yılları arasında kuşatma
altında bulunan Rodos'un kuşatmadan kurtulması anısına yapılmıştır. Heykel,
kuşatmadan kalan tunç gereç ve silâhların eritilmesiyle yapılmıştır. Rodos Heykeli,
M.Ö. 280'den 225'e kadar, gemicilere karayı gösteren bir işaret görevini gördü, daha
sonra adayı sarsan bir deprem sonucu yıkıldı.


Slide 5

ARTEMİS TAPINAĞI





İzmir yakınlarındaki Ephesos'ta bulunan dünyanın yedi harikasından biri. M.Ö. 560 - 550 yılları arasında Lidya kralı
Kroisos tarafından İon düzeninde yaptırıldı. Tapınak, M.Ö. 356 yılında bir deli tarafından yakıldı. Bunun üzerine,
yanan tapınağın temelleri üzerine yeniden inşa edilmeye başlandı ve M.Ö. 344 -250 yılları arasında tamamlandı.
Artemis tapınağı, o güne kadar yapılan Yunan tapınaklarının en büyüğüydü. Zemini bataklık olduğundan tapınak, 3
m yüksekliğindeki 13 basamaklı kaide üstüne oturtuldu. Tümüyle mermerden yapılan tapınaktaki heykeller tam bir
şaheser niteliğindeydi. M.Ö. 262 yılında bir istilâcı tarafından yıkıldı; fakat tekrar onarılmadı. Tapınağın ilginç
özelliklerinden biri de bir banka gibi görev yapmasıydı. Tapınağa armağan edilen ya da emanet olarak bırakılan
değerli eşyaları kabul etme, tapınak bütçesinden kredi verme gibi görevleri Baş Rahip Megabysos üstlenmişti.
Artemis Tapınağı'nın birtakım ayrıcalıkları da vardı. Bunlardan en önemlisi, tapınağa sığınıldığında, burada kaldığı
sürece dokunulmazlık hakkının tanınmasıydı. Bu durum pek çok suçlunun tapınakta toplanmasına neden
olmuştur.
19. yüzyılda yapılan kazılarda ilk tapınak ortaya çıkarıldı. Bu kazılar 20. yüzyılda da sürdü. Bugün Link: British
Museum' da tapınağa ait sütunların bir kısmı sergileniyor olsa da tapınaktan geriye pek fazla bir şey kalmamıştır.
Bu tapınakta olan heykellerden biri olan Tanrıça Artemis'in heykelinin birçok kopyası günümüze kadar ulaşmıştır.
Tanrıça Artemis heykelinin, M.Ö. 117 - 138 yıllarında yapıldığı tahmin edilen bir kopyası da bugün Selçuk Arkeoloji
Müzesinde sergilenmektedir.


Slide 6

Artemis'in göğsündeki sır




Artemis Tapınağı büyüleyici güzelliği ile dünyanın yedi harikası arasına girmeye hak
kazandı.
İtalya'nın La Repubblica gazetesi, ''Artemis'in Göğsündeki Sır'' başlığıyla yayımladığı
yazıda, Efes Antik Kenti'ni tanıttı. Turizm Bakanlığı'ndan konuya ilişkin yapılan yazılı
açıklamaya göre, La Repubblica gazetesinde Efes'in tanıtıldığı yazıda, Artemis
Tapınağı'nın, büyüleyici güzelliği ile antik dünyanın yedi harikası arasına girmeye hak
kazandığı vurgulandı. ''Kutsal kent'' anlamına gelen Hierapolis antik kentinin mimari
eserlerinin yüzyıllar boyu süregelen şiddetli depremler nedeniyle çok zarar gördüğü,
ancak buna rağmen cazibesinden hiçbir şey kaybetmediği belirtilen yazıda, bölgede
bulunan bembeyaz travertenlerin dünyada bir eşinin daha bulunmadığı ifade edildi.
Türk hükümetinin, bölgede bulunan otellerin kapatılmasına ilişkin yaklaşımının da
olumlu olarak değerlendirildiği yazıda, Hierapolis antik kentinin restore edilmeden
depremlerin yıktığı gibi bırakılması önerisinin kabul edildiği ve böylelikle bu arkeolojik
sitenin dünyanın ilk ''Arkeosismolojik Parkı'' olacağı kaydedildi. Tarihin, Türkiye
toprakları üzerinde toplandığı belirtilen yazıda, Efes'te bulunan Meryem Ana evinden
söz edilerek ''Tarihin bu iki önemli kimliğinin aynı topraklarda bulunması, bu ülkeyi
kültür turizminin başkenti yapmaktadır'' denildi.


Slide 7

MISIR PİRAMİTLERİ



Mısır'da El-Gize yakınlarında bulunan piramit şeklindeki firavun mezarları. M.Ö. 2613 - 2494 yılları
arasında Mısır'da hüküm süren 4. sülale döneminde yaptırılmıştır. Toplam üç tane olan piramitler,
Dünya'nın yedi harikasından biri kabul edilirler. Bu piramitlerin adları Keops, Kefren ve
Mikerinos'tur. Keops piramidini, 4. sülalenin ikinci firavunu olan Keops yaptırmıştır. Keops piramidi,
üç piramidin en büyüğü olduğundan Büyük piramit adıyla da anılır. Kefren piramidini ise, 4.
sülalenin dördüncü firavunu olan Kefren tarafından yaptırılmıştır. En son inşa edilmiş olan
Mikerinos piramidini de, 4. sülalenin altıncı firavunu Mikerinos yaptırmıştır. Bu üç firavunun
mezarları kendi yaptırdıkları piramitlerin içindedir. Firavunlar, öldükten sonra bir çok değerli eşyası
ile birlikte gömüldüler. Fakat, her üç mezarda zaman içinde sürekli yağmalandıklarından, bugün
bu eşyaların çoğu bulunamamaktadır. Eski Yunana tarihçisi Heredots, tam anlamıyla bir teknik
ustalık ve mühendislik harikası olan bu piramitlerin yapımının 20 yıl sürdüğünü ve yapımında
yaklaşık 100 bin kişinin çalıştığını ileri sürmiştir. Tahminlere göre, Keops piramidi insan elinden
çıkan yapıtların en büyüğüdür. Bu görkemli yapı için her biri ortalama 2,5 ton ağırlığında yaklaşık
2,3 milyon blok taş kullanılmıştır.


Slide 8





Bu üç piramidin araziye yerleştirilmelerinde kullanılan
geometri bilgisi, taşların kesimindeki titizlik, yapının dev
boyutu, kullanılan taşların ağırlığı ve piramitlerin yapıldığı
dönemdeki koşullar düşünüldüğünde ortaya çıkan bir çok
soru bugün halâ çözülememiştir. Ağır yükleri kaldırmak
için kullanılan makaralı halat sistemini bilmeyen Eski
Mısırlıların, piramitleri nasıl inşa ettiklerine dair ortaya
atılan düşüncelerden en inandırıcı olanı, piramitle birlikte
yükselen, tuğla, toprak ve kumdan yapılmış rampalar
yaparak taş blokları bunların üstünde kızaklar, silindirik
takozlar ve manivelalar aracılığı ile çektikleridir.
Keops piramidin güneyinde Büyük Sfenks vardır. Sfenks'in
yüzü, firavun Kefren'in yüzü, bedeni ise yatan bir aslanın
bedenidir. Keops'un piramidine giden yolun üzerinde
Keops'un annesi Kraliçe Heteferes'in defin eşyalarının
bulunduğu bir çukur mezar vardır. Bu mezarın dibinde,
Kraliçenin boş lahiti vardır. Lahit, üzerindeki mücevherler
ve mobilyalar, dönemin zanaatçılarının sanatsal
yeteneklerinin ve teknik yetkinliklerinin gelişmiş olduğunu
göstermektedir. Mısır piramitleri, henüz sırları çözülmemiş
olarak, güzellikleriyle insanı büyüleyici güzelliktedir.


Slide 9

PiRAMiTLERDEKi GARiPLiKLER


Apollo Heykeli, Zeus Heykeli,
Iskenderiye Feneri, Artemis
Tapinagi, Babil’in Asma Bahçeleri,
Karya Krali Mozoleus’un Mezari ve
Piramitler, iste dünyanin yedi
harikasi... IÖ 200’lerde yasamis
Sidon’lu Antipater, o dönemde
dünyanin yedi görkemli yapitini
böyle belirlemis. Bu yedi yapit
kavramsallamis biçimde
günümüzde de varligini sürdürüyor.
Nemrut Dagi’ni da “sekizinci harika”
olarak dizelgeye eklemek isteyenler
çok ama henüz kabul görmüs degil.


Günümüzde bu yedi “harika”dan,
birinin disinda tümünün varligi,
kalinti, kirinti ya da kitaplardaki
resimlerden ibaret. Piramitler ise,
yani Misir’in baskenti Kahire’nin
güneybatisindaki Gize kenti
yakinlarinda, kayalik bir düzlük
üzerinde yer alan üç tas yapi,
zamana meydan okuyarak,
kimilerine göre binlerce, kimilerince
de onbinlerce yildir ayakta
duruyorlar.


Slide 10



Apollo Heykeli, Zeus Heykeli, Iskenderiye Feneri, Artemis Tapinagi, Babil’in Asma
Bahçeleri, Karya Krali Mozoleus’un Mezari ve Piramitler, iste dünyanin yedi harikasi...
IÖ 200’lerde yasamis Sidon’lu Antipater, o dönemde dünyanin yedi görkemli yapitini
böyle belirlemis. Bu yedi yapit kavramsallamis biçimde günümüzde de varligini
sürdürüyor. Nemrut Dagi’ni da “sekizinci harika” olarak dizelgeye eklemek isteyenler
çok ama henüz kabul görmüs degil.


Günümüzde bu yedi “harika”dan, birinin disinda tümünün varligi, kalinti, kirinti ya da
kitaplardaki resimlerden ibaret. Piramitler ise, yani Misir’in baskenti Kahire’nin
güneybatisindaki Gize kenti yakinlarinda, kayalik bir düzlük üzerinde yer alan üç tas
yapi, zamana meydan okuyarak, kimilerine göre binlerce, kimilerince de onbinlerce
yildir ayakta duruyorlar.

Yeryüzünün bilinen tarihinde, çevresinde bu denli çok iddia, gizem, söylence dolanan;
adina bu denli çok kitap yayimlanmis, belgesel film çekilmis piramitler gibi ikinci bir
yapi yoktur. Üstelik bunca çabaya, bilimdeki tüm ilerleme ve gelismelere karsin, Misir
piramitlerinin barindirdigi gizemi çözmek, açik ve net bilgiler ortaya koymak hâlâ olasi
degil. Bir kez, herseyden önce piramitlerin ne zaman yapildigina iliskin farkli bilgiler
var.


Slide 11









En kuzeyde yer alan ve üçü içinde en büyügü oldugu için “Büyük Piramit” ya da
“Keops Piramiti” adiyla anilan piramitin, eski Misir’da 4. Sülale’nin ikinci firavunu
Keops’un; ortadakini 4. Sülale’nin dördüncü firavunu Kefren’in; en son yapilan
güneydekini ise 4. Sülale’nin altinci firavunu Mikerinos’un yaptirdigi öne sürülür.
Resmî tarihe göre, bu firavunlarin yasadiklari dönemlerden, piramitlerin yapim yillarini
belirlemek olasidir, günümüzden yaklasik 2500, 2600 yil önceleri... Ancak, bir Arap
tarihçisi Ebu Zeyd el Balkî, çok eski bir yazili kaynaga dayanarak sunlari öne sürüyor:
“Büyük Piramit, Çalgi Takimyildizi (Lyra), Yengeç Burcu’ndayken, yani Hicret’ten iki
kez 36 bin yil önce insa edildi.” Balkî’nin ileri sürdügü tarih, günümüzden yaklasik 73
bin yil öncesine karsilik geliyor.
Ondokuzuncu yüzyilda, teozof Helena Petrovna Blavatksy, Misir’daki Danderah
Tapinagi’nin Burçlar Kusagi’ndaki bilgilere dayanarak piramitlerin yapim tarihini IÖ 78
bin yillarina kadar götürüyordu.

Misir’daki tapinaklarda ya da eski yazili metinlerde, piramitlerin yapim tarihinin hep
takimyildizlarin konumlariyla açiklanmasindan yola çikan Iskoç gökbilimci Prof. Piazzi
Smyth ise 19’uncu yüzyilda piramitlerin yapim tarihine iliskin gökbilimsel hesaplamalar
yapmisti. Smyth’in, Dünya’nin “presesyon” hareketine, yani ekseni çevresindeki bir
turu tamamlama süresi olan 25.827 yildan yola çikarak vardigi sonuçlara göre
piramitler 53.824 yil önce yapilmisti.


Slide 12







Aslinda, Isviçreli otelci Erich von Däniken, 1968 yilinda yayimladigi “Tanrilarin
Arabalari” adli kitabinda piramitlere, özellikle de Büyük Piramit’e iliskin, resmî tarihi alt
üst eden bir dizi soru ortaya atmasaydi, piramitler bugün bu denli büyük boyutlarda bir
gizemi barindirmiyor olacakti. Piramit sözcügü, olasilikla mimari bir kavram, geometrik
bir biçim ve firavun mezari olarak yasamlarimizdaki varligini sürdürüyor olacakti.
Ama daha öncesi de var: 1929’da, ABD’de, Cinninnati Üniversitesi’nde, fizik profesörü
Samuel J. McIntosh Allen, ögrencilerine geometrik piramit biçiminin olagandisi
özelliklerinden söz ediyordu.

Ayni yillarda, Antonie Bovis adli bir Fransiz arastirmaci, turist olarak gittigi Misir’da,
Büyük Piramit’i gezerken olagandisi bir olaya tanik olmustu. Kral Odasi’nda bir kenara
toplanmis çöplerin arasinda ölmüs kediler vardi. Ama ne çöplerden ne de ölü kedi
bedenlerinden hiçbir kötü koku yayilmiyordu. Durumdan kuskulanan Bovis, bir kedi
ölüsünü yanina alarak ülkesine döndü. Yaptigi incelemede kedi bedeninin sanki
mumyalasmis oldugunu saptadi. Bu “kendiliginden” mumyalanma olayinin piramidin
yapisiyla baglantisi olacagi üzerinde duran Bovis hemen Büyük Piramit’in küçük bir
modelini yapmaya giristi. 75 cm. yüksekliginde bir model yapti. Tam tepe noktasinin
altina gelecek biçimde ve Kral Odasi’nin piramitteki yerine karsilik gelecek bir düzeye,
yani piramidin yüksekliginin tabandan itibaren üçte birlik yüksekligine yeni ölmüs bir
hayvanin cesedini yerlestirdi. Bir süre sonra cesedin kendiliginden mumlayalasmis
oldugunu gördü


Slide 13



Bovis’in 1930’larin basinda yayimladigi, “Organik Maddeler Üzerindeki Piramit Etkisi”
baslikli rapordan yola çikan Çekoslovak radyo ve televizyon mühendisi Karel Drbal
piramit modelleri üzerinde birçok deneyler yapti ve su sonuca ulasti: “Piramidin
içindeki mekanin biçimi ile, bu mekan içinde yer alan fiziksel, kimyasal ve biyolojik
olusumlar arasinda bir iliski vardir. Uygun biçimler kullanarak bu olusumlari
hizlandirabilmemiz ya da yavaslatabilmemiz olanaklidir.”



Sonraki yillarda minyatür Büyük Piramit’lerle, su aritmaktan tiras biçagi bilemeye,
yiyecekleri saklamaktan bitki yetistirmeye dek öyle deneyler yapildi ki, piramit
modelciligi bir ticari alana dönüstü. Örnegin Kaliforniya’da seri olarak piramit modeli
üreten bir firmanin kayitlarina göre, yalnizca ABD’de 1970-75 yillari 100 bin kisi model
piramit satin aldi.
Yine 1930’lara dönersek; 1935’de Chicagolu John Hall da piramit modelleri üzerinde
ilginç deneyler yapmisti. Hall, bakir bir halka ve çok uzun iki bakir tel kullandiginda
piramidin tepesinden elektriksel bir akimin çiktigini gözlemlemisti.




Slide 14



Yillar sonra 1960’larin sonunda, Kahire’deki Ayn Sems Üniversitesi, ABD Atom
Enerjisi Komisyonu ve Smithsonian Enstitüsü’nce desteklenen bir proje kapsaminda 1
milyon dolara malolan bir deney yapildi. 1968 Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan Dr. Luis
Alvarez ve Dr. Amr Godeh’in sorumlulugunda Kefren piramidinde yürütülen deneyin
asil amaci piramidin “röntgenini çekmek”, içerideki gizli odalari saptamakti. Bunun
için, 1 yil boyunca, günde 24 saat süreyle, piramidin iç bölümlerine ulasan kozmik
isinlarin desenleri, piramidin tabanina yerlestirilen bir dedektör araciligiyla manyetik
bantlara kaydedildi. Bir yilin sonunda bantlar bilgisayara yüklendiginde hiç
beklenmedik sonuçlar elde edildi. Bilgisayarin çizdigi farkli desenleri Dr. Godeh, “Bu
bilimsel olarak olanaksiz” diye açikliyordu. Insanoglunun Ay’a ayak basmasindan
yalnizca 6 gün önce, 14 Temmuz 1969’da The London Times’de yayimlanan bir
söyleside Dr. Godeh kendisine sorulan, “Bu bilimsel bilgi ve beceri birikimi, dünyasal
anlayisin ötesindeki belirli bir güç tarafindan ise yaramaz bir duruma mi getirilmistir”
sorusuna söyle yanit veriyordu:



“Ya piramidin geometrisinde önemli bir yanlis vardi, ki bu da kayitlarimizi etkileyecekti;
ya da ister gizemcilik deyin, ister firavunlarin laneti, burada açiklanamayan bir gizem
vardir. Piramitlerin içinde etkin durumda olan ve bilimin yasalarini hiçe sayan belirli bir
güç vardir.”



Büyük Piramit’i bilim dünyasi için degil de, belirli bir kültür düzeyindeki siradan
insanlar için asil çekici kilan nokta ise; piramidin en boy, yükseklik gibi sayisal
verilerinin, türlü türlü çarpma bölme islemleri sonucunda Pi sayisini, Günes’le Dünya
arasindaki uzakligi, çiplak gözle görülmesi olanaksiz kimi yildizlara iliskin bilgileri
vermesidir.


Slide 15



Durumu biraz daha zorlayan Fransiz Georges Barbarin ise, 1936’da yayimlanan,
“Büyük Piramitin Sirri” adli yapitinda Büyük Piramit’in sayisal verilerinin, Birinci ve
Ikinci Dünya savaslari da içinde olmak üzere, dünyanin geçmisindeki ve
gelecegindeki önemli olaylarinin tarihlerini barindirdigini ileri sürmektedir.


Bu arada, dünyanin geçmisine iliskin karsit tarih tezleriyle ortaligi alt üst eden
Däniken’in, Büyük Piramit’in yapimina iliskin sorulari hâlâ yanitsiz: “Bu yapay dag, en
küçügü 10 ton agirliginda olan 2.600.000 tas bloktan olusur. Harç kullanilmayan
taslarin arasina bir saç teli ya da bir igne bile sokmak olanaksizdir. Çaliskan Misirli
isçiler günde 10 adet tas blogu kaldirip yerine koysalar, 2.600.000 tasin üst üste
konulmasi ve Keops Piramidi’nin ortaya çikmasi için tam 692 yil geçmesi gerekecekti.
Oysa bizim arkeologlarimiz bu süreyi 20-30 yila sigdirmakmaktadirlar.”




Bu dev tas bloklarin kaldirilmasina iliskin, bugünkü bilimin asla kabul edemeyecegi ve
kimilerine göre oldukça “uçuk” görüsler öne sürüldü. Bunlarin en etkileyicisi, isçilerin
“meçhul yol göstericiler” sayesinde, bilinmeyen enerjileri kullanarak taslari “tüy gibi”
havaya kaldirdiklari sonra “kus gibi” yerine koyduklari iddiasiydi.
Daniken’in ünlü kitabinin yayimlanmasindan yillar önce, sevgili “Balikçi”miz (Cevat
Sakir Kabaagaç) bir yapitinda, piramit yapimiyla ilgili degil ama duvar yapimina iliskin
bir söylenceyi aktariyordu: “Izmirli Tantalas’in kizi Niobe, Teb Krali Amphion’la evliydi.
Bir gün gelir, Teb sehrini duvarlarla çevirmek gerekir. Pehlivanlar koca taslari birer
birer, ihlaya puflaya tasimaya baslar ama Amphion eline flütü alip siçraya hoplaya
flütünü üfleyince, taslar da tek sira olarak müzigin temposuna göre ziplaya ziplaya
birbirinin pesisira düserler. Ve yine müzige uyarak birbirinin üstüne siçrayip yerlesirler.
Böylece sehrin duvarlari yapilmis olur.”


Slide 16





Prof. Piazzi Smyth, 19. yüzyilda Büyük Piramit’in dünya üzerindeki yerine iliskin ilginç
bir harita çizmisti. Prof. Smyth’e göre piramitlerin bulundugu Gize bölgesi tam olarak,
Ekvator’dan Kuzey Kutbu’na kadar olan uzakligin üçte birini belirleyen 30° kuzey
enleminin üzerinde yer aliyordu. Piramit, asagi Misir’daki tüm ovayi çevreleyen dag
siralarinin güney ucunda yerlesikti. Kuzey kiyi hatti ise oldukça düzgün bir yay
olusturuyordu. Bu yayin ait oldugu dairenin tam merkezinde ise Büyük Piramit
bulunuyordu. Dolayisiyla Büyük Piramit, Misir’in tam merkezinde ve üstelik dünyanin
da merkezi olarak kabul edilbilecek bir noktada yükseliyordu.
Piramit sözcügü, Grekçe’de “ates” anlamina gelen “piro” ile, “merkezde” anlamina
gelen “amid” sözcüklerinden olusur, yani “merkezdeki ates”! Kimbilir belki de Büyük
Piramit gerçekten de, dünyanin merkezi oldugu düsünülen ya da saptanan bir
noktaya dikilmistir. Ve binlerce yildir doganin en büyük güçlerinden biri olan “ates”i
yaymaya devam ediyordur.


Slide 17

ZEUS HEYKELİ



Dünyanın yedi harikasından biri olan Zeus Heykeli, Yunanistan´da Olympia
kentindeki Zeus Tapınağı için yaptırılmıştır. 12 metre yüksekliğindeki
görkemli heykel, M.Ö. 430'larda büyük Yunan heykelcisi Pihidias tarafından
sekiz yılda yapılmıştır. Dev bir sandalyeye oturmuş olan Zeus heykelinin
sağ elinde bir Nike heykeli, sol elinde ise üstüne kartal konmuş bir asa
vardı. Heykelin, giysileri altın, bedeni fil dişi ve gözleri değerli taşlardan
yapılmıştı. Günümüze hiçbir kopyası ulaşmayan heykelin, M.S. 426 yılında
Zeus tapınağının yıkılması sırasında ya da bu olaydan 50 yıl sonra
Konstantinopolis'teki (İstanbul) bir yangında yok olduğu düşünülmektedir.


Slide 18

MAUSELION



Dünyanın yedi harikasından biri olan Mauselion, M.Ö. 353 yılında ölen
Karya Kralı Mausolos icin Halikarnas'ta (Bodrum) yaptırılan anıt mezardır.
Mauselion, Kral Mausolos'un eşi Kralice Artemisia tarafından yaptırılmıştır.
Mezarın yapımında dönemin en önemli mimar ve heykelcileri çalışmıştır.
Bugün büyük anıt mezarlar için kullanılan "mozole" sözcüğü Mausolos'un
Halikarnas'taki bu anıt mezarından gelmektedir. Mezar, 15. yüzyıldan önce
bir deprem sonucu yıkılmıştır. Daha sonra, bugünkü Bodrum kalesini
yapanlar, mezarın kalıntılarını kullanmışlardır.


Slide 19

Tanrıların gökteki tahtı




İki bin yıllık mazisiyle dünyanın sekizinci harikası
sayılan Nemrut Dağı Anıtları, bir kitap daha doğurdu.
"Tanrılar Dağı Nemrut," dev heykellerin değişik
fotoğraflarının yanı sıra bölgede yapılan bütün
kazıları da tekrar gözden geçiriyor.
"Gerçekten tanrılara lâyık bu heykelleri ben diktirdim:
Zeus - Oromasdes'in, Apollon - Mithras - Helios Hermes'in ve Artagnes - Herakles - Ares'in heykellerini ve
vatanımın sembolü olarak herşeyi besleyen
Kommagene'nin bir suretini. Aynı taştan yontulmuş olarak
ve onlarla birlikte tahtta oturur şekilde, kendi şahsımın bir
suretini de, herşeyi duyan tanrıların yanına
diktirdim..." Bu sözler, antik dünyanın en görkemli
eserleri arasında gösterilen Nemrut Dağı Anıtları'nın
yaratıcısı Kommagene Kralı Antiokhos - I'e ait. Antiokhos,
M.Ö. 69 - 36 yılları arasında ülkesine en parlak devrini
yaşatmış. Metnin günümüze ulaşmasını sağlayan, Kral'ın
bizzat hazırladığı bir yazıt. Okurlara ulaşmasını sağlayan
ise, bu yazıta dünyada ilk kez sayfalarında yer açan
"Tanrılar Dağı Nemrut" adlı kitap. Aygaz'ın
sponsorluğuyla Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından
2000 adet basılan kitap dünyanın sekizinci harikası
olarak nitelendirilen Nemrut Dağı'nın gizemine ışık
tutuyor. İçindeki belgelerin bir kısmı ise ilk kez günışığına
çıkıyor.


Slide 20





Kralın mezarı nerede?
Kendisine görkemli bir anıtmezar yaptırmak isteyen Antiokhos, dağın zirvesine 30 bin
metreküp hacmindeki kırma taşlardan oluşan 50 metre yüksekliğinde bir tepe
yaptırdı. Anadolu'nun ayakta kalan en büyük ve en ilginç tümülüsü olan bu yığma
tepe, zirveyi iki büyük terasa ayırıyor; Doğu Terası ve Batı Terası. İki terasta
Antiokhos'un kendi heykeli dışında hem Yunan hem de Pers isimleri ile anılan dev
cüsseli tanrı heykelleri bulunuyor. Tümülüste bulunan tanrıların yüzleri doğuya ve
batıya çevrili duruyor. Ve bu Antiokhos'un uygarlıkları birleştirme idealini ortaya
koyuyor. "Anadolu Batı'ya mı ait yoksa Doğu'ya mı" sorusunun o zamanlarda Kral
Antiokhos tarafından çözüldüğünü, "Tanrılar Dağı Nemrut" kitabından öğreniyoruz.
Editörlüğünü Nezih Başgelen'in, bilimsel danışmanlığını Prof. Dr. Sencer Şahin'in
yaptığı, hem Türkçe hem İngilizce yazılan kitap iki bölümden oluşuyor. Yazılı bölüm
48, görsel bölüm 108 sayfa. Aslında bu bir albüm - kitap. Çünkü içinde Nemrut Dağı
ile ilgili genel bilgi ve fotoğrafların haricinde, anıtların bulunuşundan günümüze kadar
yapılmış kazı çalışmalarının kısa bir tarihçesi de yer alıyor. İlk bölümde, Osman
Hamdi Bey ve Karl Humann'ın 1883 yılında yaptıkları kısa süreli araştırma sırasında
çektikleri eski fotoğraflardan yararlanılmış. Kral Antiokhos'un kaleme aldığı
vasiyetname niteliğindeki 237 satırlık kült yazıt da ilk kez bu kitapta yer alıyor.
Kommagene ülkesinin kralın ölümünden sonra da yaşamaya devam etmesi için
yapılan uyarılar ve öneriler bu yazıtta sıralanıyor.


Slide 21




Diğer yandan Antiokhos'un sonsuza dek huzur içinde yatmak istediği kutsal
mezarının, tümülüsün altında bulunduğu da yazıtta açıkça belirtiyor. Ancak bugüne
kadar arkeologlar mezar odasına ulaşabilmiş değil ve efsane sürüyor...
Antiokhos'u daha iyi tanımak için, kült yazıtı "Vasiyetname"den aktarılan birkaç
cümleyle bitirelim yazıyı: "Sonsuz zaman kaderin bir cilvesiyle tüm insanlar arasından
hangi soyu bu ülkenin mirasına oturtursa, o insan soyu için bu kanunu korumak bir
vecibe olmalıdır; şunu bilerek ki, kraliyetin rahmete kavuşmuş soyunun intikamı
ağırdır, ihmal ve cürümden gelen din düşmanlığını eşit derecede cezalandırır ve
takipçisi olur..."