Müzik Dersinin Öğrenim Hayatındaki Yeri

Download Report

Transcript Müzik Dersinin Öğrenim Hayatındaki Yeri

MÜZİĞİN GÜCÜ
Çin filozofu Konfüçyüs, kişiler ve toplumlar üzerinde
müziğin etkisini şöyle tarif etmiştir: “Bir milletin mutlu
ve ahlaklı bir şekilde idare
edilip edilmediğini anlamak isterseniz o memleketin
müziğini dinleyiniz.
Müzik devlet kurar, devlet yıkar.”
“Konfüçyüs’ün Bilgeliği”nin bir bölümünü oluşturan
“Liki”de beyan edildiği gibi;
“Üstün insan, insan doğasının yeniden keşfedilmesi
yoluyla insan kalbinde ahenk yaratmaya uğraşır ve
insan kültürünün mükemmelleştirilmesinde bir vasıta
olarak müziğin derecesini yükseltmeye çalışır. Böyle
müzik yaygınlaştığı ve kişilerin zihinleri doğru
ideallere ve gayelere yöneltildiği zaman, büyük bir
milletin ortaya çıkışını görebiliriz.”
"Müzik terbiyenin esaslı vasıtasıdır
ve müzik bir eğlence aracı değil, bir
güzellik ve iyilik eğitim
aracıdır."(Eflatun)
W.Shakespare’nin Venedik Taciri adlı
oyununda “Kendinde müzik olmayan,
seslerin tatlı ahenginden heyecan
duymayan insan, hinlik ve hırsızlık
için yaratılmıştır. Onun ruhu geceden
daha karanlık, tutkuları cehennemden
daha karadır. Böyle bir insana
güvenmeyiniz!” der
Müziğin insan yaşamındaki yeri ve önemini en
çarpıcı biçimde ifade eden Ulu Önder Atatürk
olmuştur. Atatürk 14 Ekim 1925’de İzmir Kız
İlköğretmen Okulu’nda öğrencilerle görüşürken
“Hayatta mûsikî lâzım mıdır?” şeklindeki bir soruya
şöyle cevap vermiştir:
“Hayatta mûsikî lâzım değildir çünkü hayat
mûsikîdir. Mûsikî ile ilgisi olmayan yaratıklar insan
değildir. Eğer söz konusu olan insan hayatı ise
Mûsikî kesinlikle vardır. Mûsikî hayatın neş’esi
rûhu sevinci ve her şeyidir”
10.Yıl Nutku’ndan
Şunu da önemle belirtmeliyim ki,
yüksek bir insan topluluğu olan Türk
Ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel
sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
Bunun içindir ki ulusumuzun yüksek
karakterini, yorulmaz çalışkanlığını,
doğuştan zekâsını, bilime bağlılığını,
güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik
duygusuna ara vermeden ve her türlü
araç ve önlemlerle besleyerek
geliştirmek ulusal ülkümüzdür.
Venezuela'da Çocukların Yaşamı
Müzikle Değişti
Güney Amerika kıtasının çalkantılı ülkelerinden
Venezuela'da 30 yılda 400 bin sokak çocuğuna
müzik eğitimi verildi. Bu sayede sokak çocukları
şiddetten uzak tutuluyor. Ülkede şimdilerde 57
çocuk, 125 gençlik orkestrası, 30 profesyonel
orkestra var. Ülkenin dünya çapında müzisyenleri
oldu.
Venezuela'da, 1975 yılında iktisatçı, politikacı,
eğitimci ve piyanist olan JosÈ Antonio Abreu
fakirlikle boğuşan, ilgisizlikten kanunsuz eylemlere
yönelen 11 sokak çocuğuyla işe başlamış. Bir gün
sonra müzik dersine 25 çocuk gelmiş. Ertesi gün 46,
sonra 75. O günden bugüne müzik eğitimine ülkenin
her yerinde yüzde 90'ı olumsuz sosyoekonomik
koşullardaki, kimi özürlü 400 bin çocuk katılmış.
Toplumsal değişim için başarılı bir proje olarak kabul edilen El
Sistema tüm iktidar değişikliklerine ve de askeri darbelere
rağmen hiç hızını kesmeden yoluna devam etmiştir.
Bu projeyi şimdilerde 15 bin müzik öğretmeni yürütüyormuş.
Devlet Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bütçesinden bu
çabaları 25-30 milyon dolarla destekliyormuş. Venezuela
örneğinin başarısı üzerine Güney Amerika'da 22 ülke benzer
projeleri başlatmış.
Uyuşturucu satmak, silahlı soygun suçlarından 15 yaşına gelene
kadar dokuz defa tutuklanan Lennar Acosta, sekiz yıllık müzik
eğitiminden sonra şimdilerde Caracas Gençlik Orkestrası'nda
çalıyormuş. "Klarnet tutmak, silah tutmaktan daha iyi" diyormuş.
Projenin amacı her çocuğu müzisyen yapmak değil. Çocukları
sokaktan kurtarmak. Sonra istedikleri alana yönelmelerine
yardımcı olmak.
Venezüela'da bir çocuk ıslah evinde, yaşamını 16 yaşına kadar
sokaklarda eroin satarak sağlayan bir çocuğa, klarnet dersi
veriyorlar, bir orkestrada çalıyor. Ve çocuğa, 'Klarnet, senin için ne
ifade ediyor,' diye soruyorlar. Çocuk, 'Ben bu klarnet sayesinde,
karşımdakine ilk defa şiddet kullanmadan, kendimi adam yerine
koydurttum,' diyor.
Müziğin işlevleri, özü bakımından estetik temelli
olup, bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik,
eğitimsel nitelikler taşır. İşlevlerinin insan
yaşamındaki yeri ve önemi nedeniyledir ki, müzik,
insanlık tarihinin en eski çağlarından beri, hem çok
etkili bir eğitim aracı, hem de çok önemli bir eğitim
alanıdır.
Çok sesli müziğin Türkiye’de gelişmesi için yapılan
çalışmalar yetersiz kaldı. Bu yüzden de Avrupa’nın
Rönesans hareketiye başlayan ve Aydınlanma
çağıyla en üst düzeye çıkan ilerleme düzeyini
Türkiye yakalayamadı. Bunu yakalaması için
elinde çok fırsat vardı, ama gelip geçen
hükümetler müziği bir eğlence olarak gördü,
eğitimde gereken değeri vermedi.
Köy enstitüleri ve halkevleri uygulamalarında
müzik önemli bir eğitim unsuru olarak ortaya çıktı,
ama onların filizlenmesi, gelişmesi de toplumun
aydınlanmasını istemeyen güçler tarafından
ortadan kaldırıldı.
(Gafil Gezme Şakın dinletisi)
Müzik Nedir ?
Müzik; duygu ve düşüncelerin uyumlu
ve ölçülü seslerle anlatıldığı bir
sanat/bilim dalıdır.İçinde taşıdığı
duygu ve düşünce boyutuyla sanat,
uyumlu ve ölçülü olma koşuluyla bilim
özelliği taşır.
Müzik Eğitiminin Önemi ve
Gerekliliği
Müzik insan yaşamındaki şu işlevleri
nedeniyle önemli bir yer tutar.
Bireysel işlevi: Bireyin sağlıklı ruh ve
karakter gelişimi.
Toplumsal işlevi: Diğer bireylerle iletişim ve
kaynaşma.
Kültürel işlevi: Kültür taşıma ve aktarma,
kültür birikimi.
Ekonomik işlevi: Üretim-dağıtım-tüketim.
Eğitimsel işlevi: Diğer tüm işlerin düzenli,
etkili ve verimli olmasını sağlamaya yönelik
müziksel öğretme ve öğrenme.
Müzikte Yetenek
Her çocuk müziğe aynı ölçüde yetenekli değildir.
Fakat bütün çocuklar müziği severler. Genel olarak
çocukların büyük çoğunluğu orta yeteneğe
sahiptir. Orta yetenekten çok üstün yeteneğe
gidildikçe sayı azalır. Yaklaşık olarak milyonda bir
çocuk deha derecesinde müziğe yetenekli olur.
Tersine orta yetenekten çok yeteneksizliğe doğru
gidildikçe de yine sayı azalır ve yine milyonda bir
çocuk müziğe hiç yeteneği olmayan nitelik taşır.
Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarına göre,
çok üstün yetenekli çocuklar ve çok yeteneksiz
çocuklar istisna edilmekte, bu istisnalar dışında
kalan hemen bütün çocuklar az ya da çok müziğe
yetenekli sayılmaktadır.
Gordon L. Shaw ve Frances Rauscher adlı iki uzman müziğin
zeka ile bağlantısı üzerine birtakım araştırmalar yapmışlardır.
Bu anlamda yaptıkları araştırmalardan biri ‘Küçük yaşta
müzik derslerini almak, özellikle bir enstrüman üzerine
yoğunlaşmak’adlı araştırmadır.
Araştırma için en popüler ve en yaygın enstrüman olan
piyanoyu seçtiler.Seçimin nedeni, piyanoyu o yaştaki
çocukların daha kolay öğrenebilecek durumda olmasıydı.
Bunun için anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada 3-4
yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo-ekonomikkültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına
dikkat edildi.Ve 78 çocuk 4 gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve
piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba
bilgisayar dersi verilirken,dördüncü gruptakilere hiçbir şey
öğretilmedi. Çocuklar haftada iki kez 15’er dakikalık piyano
dersi alıyordu, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da
dikkat ediliyordu. Sekiz ay boyunca diğer grupların da
çalışmaları sürdü. Bu eğitim ortamında 78 çocuğa zeka testi
uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de
sürpriz olmamıştı. Piyona grubundaki çocukların zekası diğer
gruptakilere fark atmıştı.
Gordon L. Shaw ve Frances Rauscher’e
göre okul öncesi çocukların beyni tıpkı bir
plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek
birtakım eğitimlerle çocuk beynini
şekillendirip beslemek mümkün. Piyano
ise, özellikle beyin ve beden arasındaki
bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe
etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı.
Shaw ve Rauscher'in araştırmasına göre,
okulöncesi çocuklara piyano dersi vermek,
çocukların fen ve matematikte üstün
özellikler göstermelerinde gerekli olan
zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili
yolu.
Müzikteki Matematik
Araştırmanın mimarlarından biri olan Dr. Rauscher de
çocukken piyano ve çello dersleri almış. Rauscher'e göre bu
dersler son derece etkili: "Müzik zihinsel imgelemeyi ve bu
imgeleri notaları kullanarak müziğe dönüştürmeyi gerektirir.
Müziğin fen ve matematikle bu açıdan çok fazla ortak yönü
olduğunu düşünüyorum."
Türkiye'de müziğin zekâ üzerine etkilerini araştıran M. S. Ü.
Devlet Konservatuarı profesörü Filiz Ali de iki araştırmacının
bulgularını destekler nitelikte konuşuyor: "Müzik ne kadar
soyut görünse de son derece bilimsel ve matematiksel.
Müziğin içinde bir matematik var. Notalar, solfej hepsi
matematik üzerine kurulu. Ve piyano çalmak da
matematiksel düşünmeye benziyor. Hem beyni hem bedeni
çalıştıran piyano, notaları algılayan beynin tuşlara dokunan
parmaklara, pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir
koordinasyon oluşturur. Bu da beynin birden fazla bölgesini
çalıştırarak çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı
sağlar, beynin kullanımını geliştirir."
Prof. Ali Avusturya, Almanya, Macaristan gibi
ülkelerde anaokullarından itibaren çocuklara müzik
eğitimi verildiğini söylüyor: "Burada müzik
ilkokulları var. Bu okullarda diğer derslerin yanında
her gün iki saat müzik eğitimi veriliyor. Ve
çocuklara birer enstrüman çalmayı öğretiyorlar."
Filiz Ali'ye göre müzik eğitimi için çocuğun ille de
müziğe yeteneği olması gerekmiyor. "Herkesin
matematik yeteneği olmaz ama hepimiz okulda
matematik öğrendik. Müzik için de bu geçerli. Çok
yetenekli olmasa da çocuklara biraz müzik
öğretmek onların zekâsını, algılama, öğrenme
kapasitesini, koordinasyon kurmasını geliştirecek,
ileride yapacağı meslekte daha başarılı ve kıvrak
zekâlı olmasını sağlayacaktır" diyor ve ekliyor:
"Benim ders verdiğim öğrenciler şimdi mimar,
doktor, antropolog, matematik profesörü..."
(Mozart’ın Türk Marşı Gitar Dinletisi)
Genel müzik eğitimi, müzik eğitiminin temeli olan “insana”
yönelik olup, sağlıklı ve dengeli bir yaşam için gerekli olan
“genel müzik kültürü”nü kazandırmayı amaçlar.
İnsanın içinde yaşadığı müziksel çevresi, insanla birlikte
sürekli değişim halindedir. Birey, içinde doğup büyüdüğü bu
çevrede çeşitli müzik türleriyle etkileşim içindedir. Kişinin
müziksel gelişmesini sağlamada, tek bir müzik türü yeterli
ve doğru değildir.
Bu nedenle, sağlıklı bireyler yetiştirmede, ülkemizde
yaşayan tüm müzik türlerini bir bütün olarak ele alıp iyi
örneklerinin seçilmesiyle (değerlendirilmesiyle)
birlikte, ağırlığın kendi öz müziğimizde olması ile genel
müzik eğitimi sağlıklı ve dengeli bir yapıya kavuşturulabilir.
Bu esnek yapı, beraberinde müziksel hoşgörü ve saygıyı
getirir.
Genel müzik eğitimi ile müziğin zengin anlatım gücü,
birleştiriciliği,insanlarımızın bütününe aşılanmalı, insanı
yücelten bu değer ile birlikte gelişmiş bir toplum olma
yolundaki adımlarımız hızlandırılmalıdır.
Müzik eğitimi; bireyin genel ve özel müzik
açısından kendi müziksel yaşantısı yoluyla
istenilen davranış değişimlerini oluşturma süreci
diye tanımlanabilir. İnsan yaşamında müziğin
belirli işlevleri vardır. Bu işlevler çeşitli, çok yönlü,
kapsamlı ve karmaşıktır. Bireysel, toplumsal,
kültürel ve ekonomik işlevlerin insan yaşamındaki
yeri ve önemi nedeniyledir ki, müzik hem etkili bir
eğitim aracı, hem geçerli güvenli bir eğitim yolu yöntemi hem de önemli bir eğitim alanı haline
gelmiştir. Müzik eğitimi, temelde şu boyutlardan
oluşur: 1. müziksel işitme okuma ve yazma, 2.
şarkı söyleme, 3. çalgı çalma eğitimi, 4. müzik
dinleme eğitimi, 5. müziksel bilgilenme eğitimi, 6.
müziksel yaratma eğitimi, 7. zevk eğitimi, 8.
müziksel kişilik geliştirme eğitimi.” Olarak
belirtilmektedir.
Çocukların yerel ezgilere gösterdikleri
ilgi daha güçlü ve doğal olduğu için
müzik eğitim sisteminin özünü yerel
ezgiler oluşturmalıdır. Zaten müzik
eğitiminde diğerlerine göre gelişmiş
ülkeler yerel müziği önde
tutmaktadırlar. Bu nedenle yerel
müzik, okul müzik eğitiminin ve genel
olarak ulusal müzik eğitiminin önemli
bir parçasıdır.
M. Kemal Atatürk’ün belirttiği gibi; çağdaş
toplumlar arasında yer almak istiyorsak,
önce kendimiz olmalıyız. Bunu; “Efendiler,
şu gördüğünüz küçük sazın bağrında bir
milletin kültürü dile geliyor. Bir milletin
kültür ve sanat hareketlerini ve seviyesini,
ulusal geleneklerine bağlı kalarak, uygar
dünyanın kendisine ayak uydurmaya
zorunlu olduğumuzu unutmamalıyız. Bu
küçük sazın bağrından kopan nağmeleri,
bu doğrultuda geliştirmeye önem ve değer
verilmelidir.” sözüyle en güzel şekilde
vurgulamıştır.
Bunları başarabilmek için tıpkı Zoltan
Kodaly gibi çağdaş müzik yaklaşımlarının
bakış açısıyla yerel müziğe odaklanmalıyız.
Halk müziği materyalinden yola çıkılması,
müziğe en erken yaşta başlanılması, en
uygun enstrümanın herkesin sahip olduğu
“ses” olduğunun üzerinde durulması, aktif
müzik yapmanın önemi, sadece en değerli
materyallerin kullanılması, yaratıcılığa
verilen önem temel ilkelerdir.
Muammer Sun “Eğitsel Müzik Sorunumuz ve
Temel Görüş” başlıklı bir yazısında: “Eğitim
açısından müzik sorunumuzun çözümü
konusunda temel görüş; çağdaş bir anlayışla Türk
okul müziği eserlerinin yaratılması ve eğitimde
müzik öğretimine temel alınmasıdır. Türk okul
müziği temel olmak üzere eski eserlerin ve
evrensel değerdeki müziklerin seçkin örneklerine
de eğitsel müzik öğretiminde önemleri oranında
yer verilmesidir. Kaynağı yerel müziklerimizden
olan, evrensel değerlerden yararlanarak çağdaş
bir anlayışla yaratılan okul müziklerine “Türk okul
müziği” denir. Bu türlü müziklerin yaratılması,
eğitsel müzik öğretimini ulusal bir yörüngeye
oturtacaktır. Türk okul müziği yurt içinde ve yurt
dışında ancak o zaman var sayılabilecek, gerçek
kişiliğini bu yoldan ortaya koyabilecektir.
Eski müzik eserlerimize özellikle çevreden
derlenecek (tekerleme, sayışma, türkü vb.)
müziklere eğitsel müzik öğretiminde yer verilmesi,
öğrencinin, çevresinde duyduğu müzikleri okulda
da yaşatması, çevresine ve kendisine
yabancılaşmasını önleyecek; çevre müziklerinin
gelişmesini, bunlar içinden seçkin değer
taşıyanların bütün yurda yayılarak ulusallaşmasını
sağlayacak, değişik bölgeler arasında ve bütün
Türkiye’de müzik birliğinin kurulmasını
hızlandıracaktır. Çevre müzikleri; Türk okul
müziğinin mayası olacak ve ikisi birlikte Türk
Ulusal Müzik Eğitimi Dağarcığını oluşturacaktır.”
şeklinde ifade etmektedir.
Anonim ezgilerle ve yerel dizilerde
bestelenmiş çocuk şarkılarıyla eğitime
başlarsak evrensel değerdeki
müzikleri daha kolay öğretebiliriz.
Bilinenden bilinmeyene, soyuttan
somuta, yalından karmaşık olana
doğru gitmek yoluyla daha iyi sonuç
alınabilecektir. Türk çocukları kendi
müziklerinden yola çıkarak dünya
üzerindeki diğer ulusların müziklerini
anlayabilecek ve daha hızlı biçimde
dünyaya açılabileceklerdir.
(Haydar Haydar Dinletisi)
Müzik, dokunduğu yaşamları nasıl etkiliyor ?
Müziğin dokunduğu yaşamlarda,
kendisine ve karşısındakine saygılı,
daha iyi bir insan yetişmesinde en
büyük etken. Müzik lay lay lom dersi
değil. Genç yaşında müzik, bir insanın
yaşamına dokunduğu zaman, müthiş
bir eğitim aracı. Çok küçük yaşlardaki
çocuklarda bile, bir başkasını
dinlemeyi, disiplin kavramını, saygı
kavramını öğrenmek açısından çok
önemli.
Çocuğun Gelişiminde Olumlu Etkilere Sahip
Olabilmesi İçin Müzik Eğitiminde Bulunması
Gereken Nitelikler
MEB müzik ders programlarının hedefinin,
uygar insan yetiştirmede çocuğu ya da
genci her yönüyle tamamlamak amacıyla
kulağını, sesini, zevkini eğitmek ve ona
genel bir müzik kültür kazandırmakla
beraber, müzikal yönden diğerlerinden
farklı yeteneklere sahip olan öğrencilerin
saptanması ve yönlendirilmesi gibi, baştaki
hedefi bütünleyen yeni düşünce ve
yaklaşımları da içermesi gerekir.
Bu bağlamda; hem bireysel hem toplu çalışma
imkanı veren müzik dersleri, çocukların içinde
bulundukları yaşa, çevreye ve kendi kişilik yapılarına
göre farklı öğrenme ve gelişme özellikleri
gösterdikleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Özel
eğitim söz konusu ise, bireysel farklılıkların
gözlemlenmesi ve özellikle başlangıç derslerinde
çocuk hakkında ön fikirler oluşturmamızı sağlayan
kendine özgü öğrenme-kavrama becerisi, bedenselzihinsel uyum özellikleri, var olan müziksel
yeteneğinin düzeyi ve bu düzeyin gelişim hızı
doğrultusunda ona en uygun yöntemlerin, konu
sıralamasının, ders süresi ve yoğunluğunun
belirlenmesi çok önemlidir.
Müziğin temel eğitimindeki ilk amacın çocukta
müzik sevgisini uyandırmak, hayal dünyasında
müzik imgesini geliştirmek olması nedeniyle,
başlangıçta derslerin önemli bir bölümü müzikli
oyunlarla çocuğun kendini ifade edebileceği ve
zevk alabileceği biçimde düzenlenmelidir.
Çocukların severek ve kolayca öğrenebileceği
hem de günlük yaşamında var olan ezgileri içeren
kitaplar seçilmeli, çeşitli çalgılar (özellikle Orff
çalgıları) gibi öğrenmeyi destekleyici görsel
materyaller kullanılmalıdır. Bu tür materyaller
sayesinde alana özgü teorik bilgilerin sıkmadan ve
somuttan-soyuta ilkesi korunarak verilebilme şansı
da doğacaktır.
Müziğin Çocuk Gelişimindeki Etkileri
Müziksel yetenek seviyeleri ne olursa olsun, her
çocuğun hayatında müzik vardır ve her çocuk
müzikle ilgili en az bir etkinliği yaşamına
katmaktan keyif alacaktır. Bireysel olarak ya da
toplu biçimde çalgı çalmak / şarkı söylemek,
dans etmek, müzik dinlemek bu etkinliklerden
bazılarıdır. Çocuğu bunlardan kendisini en iyi
ifade edebileceği hangisi ise ona yönlendirmek
ve genel bir müzik sevgisi, beğenisi
kazandırmak özellikle okul öncesinde
başlanılması gereken eğitim hizmetlerindendir
ve hem uzman eğitimcilere hem ailelere
sorumluluk düşmektedir.
Müziğin, Çocuğun Duygusal ve Sosyal
Gelişimine Etkisi
Her çocuğun, özellikle kendisini en iyi ifade
edebileceği müziksel etkinlik türünde gurupla
çalışması kuşkusuz onun sosyalleşmesinde çok
önemli bir yere sahiptir. Örneğin, gurupla söyleme,
sesini kullanmayı ve denetlemeyi keşfedeceği,
uyum becerisini geliştireceği, işbirliğine dair
disiplin kazanacağı türden bir etkinlikken; bireysel
çalgı çalması enerjini olumlu yönlendirebileceği,
kişisel doyum sağlayabileceği ve ritim-melodi
duygusunu geliştirebileceği türden bir etkinliktir.
Benzer biçimde, çocukların müzik duygusunun
gelişiminde sürekli dinleme önemli yer tutar. Bu
nedenle derslerde sıklıkla canlı ya da herhangi bir
kayıttan dinlemeye zaman ayrılabilir. Bunun ev
yaşantısı içinde sürdürülmesinin önemi de
büyüktür. Ancak dinleme günlük bir alışkanlık
olarak ele alınmalı, çocuk oturup dinlemeye
zorlanmamalıdır. Örneğin yemek yerken, oyun
oynarken ya da uyumak için yattığında...
(G.Bizet Larlsienne Süiti dinletisi)
Müziğin, Çocuğun Bedensel ve
Psiko-Motor Gelişimine Etkisi
Seslerin doğumundan itibaren çocuğu
devinimlere yönlendirdiği bilinmektedir.
Şarkılardaki soluk belirteçlerine göre nefes
alma, solunum kontrolünü ve akciğer
gelişimini sağlayabileceği gibi; çalgılarla
çalışma, hem büyük ve küçük kasların
gelişimini hem psiko-motor gelişimini
olumlu etkiler. Bu etkinliklerin gurup içinde
sürmesi gelişimi hem hızlandırır hem de
iletişim becerilerine yeni bir pencere açar.
Müzik Eğitiminin Konsantrasyon
Üzerinde Etkisi
Konsantrasyon, bir çocuğun neler gördüğünü, duyduğunu ve
okuduğunu hatırlamasını sağlar. Bir iç güçtür, beyin
jimnastiğidir, hedefleri iyi belirlemek ve onları
gerçekleştirmektir ve başarı için temel bir öğedir. Başarı ve
başarısızlık arasındaki farkı belirlemede etkili olan
konsantrasyonun gücünü kullanmak ve bunu öğrenmek
zordur. Konsantrasyon çocuğa, disiplini ve hedeflerini
belirtip, onları gerçekleştirmeyi öğretecek ve onu okul
hayatına ve ileriye hazırlayacaktır. Çocuk erken yaşta
konsantrasyonu öğrenirse bunun faydasını hep görecektir.
Konsantrasyonu sağlamanın en iyi yollarından biri müzik
eğitimidir. Çünkü müzik kendi iç disiplini dolayısıyla ciddi bir
dikkat yoğunluğunu gerektirmekte ve yapısı bakımından
sürekli bir düzen içermektedir. Müzikle gelişen konsantre
olabilme becerisi, çocuğun yaşamındaki diğer alanlara da
olumlu yansıyacaktır.
Müzik Eğitiminin Gelişmekte Olan Çocuğun
Gelecekteki Meslek Seçimine Etkileri
Çocukla iletişim kurmaya çalışan yetişkinlerin,
onlara yönelttikleri ilk sorulardan biri, "Büyüyünce
ne olacaksın?” sorusudur. Ne kadar küçük olursa
olsun, her çocuğun böyle bir soruyu, bir meslek
adı vererek cevapladığı görülür. Çocuğun
hayallerinde oluşan ve oyunlarına yansıyan bu
meslek heveslerinin gerçekle bağlantısı çok
zayıftır. Çocuk, meslek hedeflerini ifade ederken
ne yeteneklerini, ne de mali imkanlarını dikkate
alması gerektiğinin farkındadır. O, sadece
imrendiği insanlara benzeme çabasındadır ve
mesleği bunun bir aracı olarak görür. Yaşı
ilerledikçe, eğitim hayatının her aşamasında yapıp
ettiklerini ve bunlardan elde ettiği sonuçları
değerlendirerek, bunların meslek hedefleri ile
bağlantısını kurmaya çalışır ve bunu çok kez
bilinçsiz yapar.
Meslek sadece para kazanma aracı değildir.
Meslek, her şeyden önce yetenekleri kullanma,
kendini gerçekleştirme ve geliştirme yoludur.
Seçilen meslek kişinin ilgi ve yeteneklerine
uygunsa ve kişi işiyle uğraşırken doyuma
ulaşıyorsa, hem en üstün verim, hem de mutluluk
gerçekleşir. Buna göre, hayatta mutluluğu
kazanabilmenin en önemli şartı, kendimize uygun
bir meslekte bulunmamızdır. Yanlış yerde bulunan
insanın doğru işler yapması beklenemez.
Meslek seçiminde dikkate alınması gereken
yeteneklerden “Soyut Düşünebilme”, “El-Parmak
Becerisi”, “Göz-El İşbirliği”, “Kas Koordinasyonu”
ve “Yaratıcılık” güzel sanatlar alanının ve özellikle
müzik dalının gerektirdiği becerilerdendir.
SONUÇ OLARAK
Genel olarak denilebilir ki, müzik
eğitimi yoluyla çocuğun müziksel
becerilerinin yanı sıra müzik dışı
becerileri de geliştirilebilmektedir. Bu
bireysel katkının yanında toplumu
birleştirici ve geliştirici bir moral değer
olan müziğin, eğitiminin önemi
tartışılmazdır.