KÂİNAT ve İNSAN-2

Download Report

Transcript KÂİNAT ve İNSAN-2

Şubat 2010
Bir Müslüman, yaklaşık 14 milyar yaşındaki
uzayda ortalama 70 yıl dünya hayatı yaşatılmasının,
sonrasında da ebedi ahiret hayatı yaşatılacağının,
neden ve niçinlerini bilmelidir…
Bu 2.Bölüm’de “Kâinatın Yaratıcı” ve
“özel yaratık insan” üzerinde duracağız…
1. BÖLÜM
Daha önce; kâinattaki her şeyin “yapı taşının” elementler olduğunu söylemiştik.
Bir diğer ifade ile; elementi oluşturan atom ve onu da oluşturan protonlar, nötronlar,
elektronlar ve atom altı parçacıklar kâinatın omurgasıdır… Bunlar (proton, nötron,
elektron) kâinatın ilkleri ise; kendileri nasıl meydana geldiler, bir yaratıcısı yok mu?
KÂİNATIN
YAPIMCISI
“ATOMLAR”
OLABİLİR Mİ?
Var sayalım ki bunlar tesadüfen oluştular, tesadüfen bir araya geldiler ve…
CAN SIKINTILARINI GİDERMEK İÇİN DE AŞAĞIDAKİ KARARLARI ALDILAR(!)
“Haydi birleşerek atomu oluşturalım, oradan molekülü ve maddeyi, oradan
gök cisimlerini oluşturalım. Birbirimize çarpmamak için de hesapladığımız
yörüngelerimizde belli bir hızla hareket edelim. Çeşit olsun diye de
bazılarımız “insan”, bazılarımız “hayvan”, bazılarımız “bitki” şeklini alsın.”
Başlangıçtaki sorumuza dönersek
“Kâinatın yapımcısı atomlar olabilir mi?”…
Cevap: Hayır…
İNSAN, ÖNCEDEN YARATILMIŞ MADDELERİ ŞEKİLLENDİREREK
EŞYA YAPABİLİR; ZAHİREN SAHİBİ DE OLUR.
Örnek: Ahşap Masa
İnsan doğada bulunan ağaç gövdesini işleyerek kereste haline getirir ve uygun
boyutlarda keser; mevcut demiri işleyerek çivi haline getirir; daha sonra çivilerle
ahşap parçalarını birleştirip masayı oluşturur… Üretici olarak masanın sahibi odur.
Onu kullanır veya bir bedel karşılığı başkasına verebilir.
İNSAN
İNSAN HADDİNİ BİLMELİ VE AÇIK – GİZLİ İLÂHLIK TASLAMAMALIDIR
EŞYANIN
Ölümlü olan insan (vücudu dahil) hiçbir şeyin gerçek sahibi değildir.
O, sadece takdir edilen bir zaman aralığında kâinatın kullanıcısıdır…
YAPIMCISIDIR
● Yıldızların birbirlerine çok uzak olduklarını, gruplar (Galaksiler) oluşturduklarını ve her gök
cisminin dışının boşluk olduğunu biliyoruz. Makro sistemdeki bu yapılanma, mikro sistemdeki
atomlara ne kadar da benziyor.
● Gezegenlerin güneş etrafındaki hareketleri, atomlardaki elektronlarının çekirdek etrafındaki
hareketine benzemiyor mu? Tek elden çıktıkları ne kadar da belli…
● Kâinatın sırları çözüldükçe, insanın hayranlığı daha da artmaktadır. Edinilen her yeni bilgi, kâinatta
tesadüflere yer olmadığını ispatlıyor. (Bir örnek: İnsanın tek bir DNA molekülünde, tam bir milyon
ansiklopedi sayfasını dolduracak miktarda bilgi bulunur. Bunu hangi tesadüfler sağlayabilir?)
● Özetle; kâinat (makro ve mikro sistemleriyle) bir plan dahilinde oluşturulmuş ve plana uygun
işletilmektedir.
YARATICI
GÜÇ
● Bir atomun içindeki elektronlar saniyede 1.000 km hızla hareket etmelerine rağmen
birbirleriyle çarpışmıyorlar. Benzer şekilde; aynı galaksi içinde hareket halinde olan
milyarlarca yıldız birbirleriyle çarpışmıyor. Hâttâ, kâinatta milyar kere milyar kere
milyar adedince yıldız olmasına ve hareket halinde olmalarına rağmen, birbirleriyle
çarpışmıyorlar.
● Güneş, dünya ile arasındaki mesafeyi biraz değiştirse; insanlar ya pişecek; ya da
donacak. Ama güneş mesafeyi koruyor.
● Atmosferi oluşturan gaz molekülleri hareket halinde olmalarına rağmen, yerin çekim
kuvveti sebebiyle dünyayı terk edemezler. Yer çekim kuvveti “biraz mola verse”; gaz
molekülleri dünyayı terk ederek uzaya kaçacağından yer atmosfersiz kalır. Bu durum;
tüm insanların 3 dakika içinde havasızlıktan ölmesi demektir.
“Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın
altındaki her şey, yalnızca O’nundur.”
“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler
diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar
(yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse,
O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz…”
VAHİYDEN…
EZELİ ve EBEDİ
OLAN, SADECE
“Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması,
YÜCE ALLAH’TIR.
O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman,
onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.”
2. BÖLÜM
Kuş şeklinde yaratılsaydık halimiz ne olurdu?
ÖZEL
CANLI
İnsanı
bitki ve hayvandan
farklı kılan
Göklerde uçmak hoşumuza
gidebilirdi. Ancak yerde ne
yapacaktık? Kuş vücudu üretim
yapmaya değil, avlanmaya uygundur.
Leş yemeye devam edecek olduktan
sonra akıl ne işe yarar ki?
elementler değil,
Yüce Allah’ın
iradesidir.
Dünyanın bilinen en büyük cüsseli yaratığı dinozor
şeklinde yaratılsaydık halimiz ne olurdu?
En basitinden ayağımıza batan dikeni
çıkaracak “cımbızı” üretecek ve
kullanacak el yapısı yoksa; koca
cüsse ne işe yarar ki?
İNSAN
● İNSAN, makro yapı uzaydan, mikro yapı atoma
kadar ne varsa hepsini tanıyabilecek, bunları
kullanabilecek kapasitede YARATILMIŞTIR.
● İnsanın yapısı (bedeni) diğer canlılardan daha
üstündür.
● İnsan üstünlüğünü esas ruh yapısı ile kazanır.
İnsan, Yaradan'ını (Allah’ı) tanır (iman eder), O’nun
istediklerini yerine getirir (ibadet eder) ve O’nun
kurallarına uyarsa (doğayı doğru kullanırsa)
“eşrefi mahluk” (yaratılmışların en şereflisi) olur.
● İnsanın maddi boyutunun kâinat içindeki yeri
“toz zerresi” kadar bile değilken; bu şerefin insana
verilmesi Yüce Allah’ın bir takdiridir.
İNSAN
-
+
+
+
-
İnsana verilen özelliklerden biri olan akıl; insana,
“düşünebilme” ve “seçebilme” kabiliyeti kazandırır.
Yani insan; iyi - kötü, doğru - yanlış, faydalı - zararlı
olanı ayırt edebilir ve istediğini seçebilir.
İnsan “doğanın kendine lazım olacak kısmının sırrını
çözerek” ve “doğayı doğru kullanarak” hayatını
sürdürmekle yükümlüdür. İnsan bunu yaparken
vücudunu zararlı eylemlerde kullanmamalıdır…
ÖRNEK
YAPAR DA
YIKAR DA
Radyasyonun bazı hastalıkların
tedavisinde kullanılabileceğini
keşfeden insan; onu tıpta kullanarak,
insana faydalı olmaktadır.
Radyasyonun bomba yapımında
kullanılabileceğini keşfeden insan;
onu silah olarak kullanarak, aynı anda
binlerce insanı öldürebilir.
İnsan özel olduğunun farkında mı?
İnsanı “özel yapan” nedir ki,
vahiy ona gönderildi?
Bir bitki genetik yapısının gereğini yerine getirir. O, meyve verir, havayı temizler,
yağmuru dengeler, kereste olur, yakacak olur, mikroorganizmayı besler vs… Bir bitki
tüm bunları niçin yaptığını bilmez GÖREVİ budur; yapmam diyemez YETKİSİ yoktur.
Ürün veremezse SORUMLULUĞU yoktur.
İNSAN
NİÇİN
ÖZELDİR?
Bir hayvan genetik yapısının ve içgüdüsünün
gereğini yerine getirir. Genelde bir diğer canlının
besin kaynağıdır. Onlar, ekolojik dengeyi sağlar,
mikroorganizmayı besler. Örneğin; bir arı niçin
bal yaptığını bilmez GÖREVİ budur. Bir inek
irade koyarak süt yapmam diyemez; YETKİSİ
yoktur. Yılan ısırırsa; SORUMLULUĞU yoktur.
Ya insan?
Mikroskobik canlılar, çürütme
özellikleri ile ölmüş hücreleri
parçalayarak bitki köklerinin
alabileceği hale getirir. Bu
dönüşüm bitkiler için bir gıda
temini olması yanında, doğanın
“kendi çöpünü” temizlemesidir.
Böylece bitkiler hayvanlara ve
insanlara gıda temin ederken,
hayvanlar da diğer hayvanlara ve
insanlara gıda olur. Sonuçta, ölen
canlılar mikroorganizmaların
gıdası olarak görevlerini yapmış
olurlar…
Bu döngü “sünnetullah”tır
(Allah’ın kanunudur) ve kıyamete
kadar devam edecektir.
Çizelge: Canlıların Tasnifi
CANLILAR
GÖREVİ
YETKİSİ
SORUMLULUĞU
BİTKİ
VAR
YOK
YOK
HAYVAN
VAR
YOK
YOK
İNSAN
VAR
VAR
VAR
Not: Yetki, “tercih edebilme” veya “bir işi yapma niyeti” ortaya
koyabilme özelliğinin olması” anlamında kullanılmıştır.
İNSAN
NİÇİN
ÖZELDİR?
● İnsan, niçin var olduğunu sorgulayabilecek; kâinatın bir sahibinin olduğunu
(Allah’ın varlığını) “hür iradesiyle” kabullenebilecek kapasitede bir canlıdır.
● İnsan, yetki kullanabilecek kapasitede bir canlıdır.
● İnsan, sorumluluğun ne olduğunu bilebilecek (mükafat ve cezayı idrak edebilecek)
kapasitede bir canlıdır.
● Allah, akıl ve iradeyi yalnızca insana vermiştir. İnsan, bu özelliğiyle iyi olanı da seçebilir, kötü olanı
da. İnsanın bu seçme özgürlüğüne “cüz’î irade” (kişinin bireysel isteği veya bir işi yapma niyeti) denir.
● Bazı insanlar, hiçbir kural tanımadan (sorumluluk taşımadan) yaşamak isteyebilir. Bu istekleri onları
“sorumluluktan” kurtarmaz.
● Her yaratılan bir kurala göre hareket eder. İnsan için de kurallar vardır. O, sınırları belirlenmiş bir
hayatı “imtihan için” yaşayacaktır (Daha geniş bilgi için “İNSAN ÖLÜR MÜ?” konusuna bakılabilir.)
SINIRLARI
KİM
BELİRLEYECEK?
ALLAH’IN İNSANDAN İSTEDİKLERİ
İNSAN KULLUK İÇİN YARATILMIŞTIR
İNSANIN GÖREVİ
● Kâinatı ve içindeki sayısız varlıkları
yaratan Yüce Allah’ın, insanı da “özel bir
canlı” olarak yarattığını söylemiştik.
● Yüce Allah, insana muhteşem
özellikleri olan beyin ve beden vermenin
yanında, mikro’dan makro’ya kadar tüm
yarattıklarını da onun hizmetine
sunmuştur. Karşılığında tek bir isteği
vardır; “kendisine gönüllü kulluk
yapılması”.
● Yaratıcı olarak insanı insandan daha
iyi bilen Yüce Allah, insan için neyin
doğru ve neyin yanlış olduğunu en iyi
bilendir. Yüce Allah, vahiy yoluyla
Kur’ân’ı göndererek insanlara “yol
haritası” çizmiş ve Peygamberini de
rehber yapmıştır… İnsan, bu yolda
kalarak “kulluk yapmalıdır”.
İnsan MÜMİN olmalıdır. Yani; Allah’a,
Peygamber’ine ve O’nun haber verdiği
şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk
etmelidir.
İNSANIN YETKİSİ
İnsan-Yaratıcı, İnsan-İnsan, İnsan-Doğa,
ilişkilerinde kendisine verilen “seçme
hakkını” doğru kullanmalıdır.
İNSANIN SORUMLULUĞU
İnsan, tercihlerinin bu dünyada ve ahirette
karşılığını (mükafat veya ceza olarak)
alacağını bilmelidir.
KULLUK
Allah’a eş koşmadan O’na iman etmek,
O’nun yap dediklerini yapmak ve yapma
dediklerini yapmamaktır.
Kölelik, “iradesiz itaat”
kulluk “gönüllü bağlılık”
olarak tanımlanırsa
İNSAN
KENDİ KENDİNE
YETEMEZ
VAHYİN
MESAJINI
YORUMLAMAK
Dini kaynaklar incelendiğinde şu sonuçlara varırız: “Sana irade
verilmedi; sen bir kölesin… İstesen de istemesen de iman
edeceksin” denilmiyor. Aksine; “Sana akıl, idrak, seçme hürriyeti
vb. verildi; doğru yol gösterildi; iman et, kul ol, her iki hayatını
da kurtar” deniliyor. İman etmemiş olanlara da; “İman etmen
istendi, etmedin. Bu tercihinin sonuçlarının neler olacağı sana
bildirilmişken sen yine de bu yolu seçtin. Rızkın iptal edilmeden,
ömrünü istediğin gibi yaşamana izin verilecek. Ama, ahirette
bunun hesabını vereceksin ” deniliyor.
Ateist (Allah’ın varlığını kabul etmeyen) insan; bu tercihi ile “Allah’a kul olmamayı”
seçmiştir. Yani, isyandadır. Hem Allah’ın nimetlerinden faydalanacaksın, hem de
isyanda olacaksın. Bu “iki yüzlülük” değil mi?
YARATICIYI KABUL ETMEDİĞİNE GÖRE, “NİMETLERİNİ DE KABUL ETMİYORUM” DİYEBİLİR MİSİN?
“EVET” Mİ DEDİN?
Yüce Allah, seni dev bir cam fanus içine koyup; “Havayı sen yaratmadığına göre
fanusun havasını boşaltıyorum. Yaşamak istiyorsan kendi havanı kendin yap” dese.
Havasız ortamdaki halin ne olurdu?.. Sadece 3 dakika daha yaşardın…
Mümin – Yaratıcı
İlişkisi
Mümin – İnsan
İlişkisi
ŞÜKÜR
NEDİR?
Mümin – Doğa
İlişkisi
Mümin, Yüce Allah’ın yap dediklerini
yapar, yapma dediklerini yapmaz.
Bu davranış biçimi aynı zamanda
bir ibadettir.
Mümin, diğer insanlarla Yüce Allah’ın
çizdiği sınırlar içinde doğru ilişkiler
kurar. Bu tutum; “kul hakkına saygı”
olup, aynı zamanda bir ibadettir.
Mümin, doğanın sahibi değil; geçici
kullanıcısıdır. Onu israf edemez,
kirletemez. Doğayı doğru kullanmak,
aynı zamanda bir ibadettir.
Düşünen bir Müslüman, Allah’ın yasaklarından uzaklaşırken “yap”
dediklerine de yaklaşır. Yani; Allah’ın rızasını kazanmak ister…
ELİNİZDE…
● Ahiret hayatını kabul etmeyen veya unutan kimselerde zaman içinde
“kibir” oluşur.
● Aklı putlaştıran bu tipler, zamanla “kendi hukukunu ve ahlâk anlayışını”
oluşturur. Bu aşamadan itibaren onları tümüyle nefisleri ve şeytan
yönetmeye başlar.
● Şeytanın yönettiği akıl, kişiyi hak ve hakikatten saptırır. Sapkınlık
“her an ve her konuda günah işlemeyi” kişi için meşrulaştırır ve günahı
alışkanlık haline getirir.
● Alışkanlık haline getirilmiş “günahlar” sahibini adım adım inkâra
sürükler.
KENDİMİZE SORALIM
● Yüce Allah, imtihan edildiğimiz bu dünya hayatından (sıramız gelince) bizi çekip
alacaktır. Yani, hepimiz öleceğiz. Bunun aksini savunabilir miyiz?
● Cennet hayatının “ebedi nimetleri” yanında, dünyadaki ibadetler nasıl sıkıntı olur
ki? Veya; nefis ve şeytana rağmen ibadetlere devam daha akıllıca olmaz mı?…
● Beni “cehennem azabına” götürecek davranışlarımın bu dünyada bana vereceği
mutluluk nedir ki? Nefsimin istediği “dünya zevkleri” için “cehennem azabını” talep
etmem akıllıca olur mu?
HERKES KENDİ NİYET VE DAVRANIŞLARINI KENDİSİ
VE TOPLUMU İÇİN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMELİ.
“ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KÂRDIR” DİYEREK TÖVBE
EDELİM VE HAYATIMIZIN KALAN KISMI İÇİN YENİ BİR BEYAZ SAYFA
AÇALIM. UNUTULMASIN, ALLAH’TAN ÜMİT KESMEK KÜFÜRDÜR…
Faydalandıklarıma teşekkürlerimle...
Şubat 2010