sunumuna ulaşmak için tıklayınız.

download report

Transcript sunumuna ulaşmak için tıklayınız.

Orhan KESKİN
Sivas İl Müftü Yardımcısı
Aile Okulu Seminerleri - 2
Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu
E V L İ L İ K,
NEDİR?
NE DEĞİLDİR?
Evlilik, eş olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyor… Bunu
farketmek durumundayız…Birbirine adanmış ömürler… En
büyük nimet ve muhteşem bir devlettir.
Evlilik, Allah’ın ayetlerinden bir ayettir… Bu ayeti düzgün
okumak, doğru anlamak, güzel yaşamak durumundayız…
Evlilik bir ülkeye, bir ırka, bir dine, bir medeniyete, bir
kültüre, bir çağa ait özel bir kurum değildir… Hatta sadece bu
dünyaya has bir uygulama da değildir. Kökleri cennete kadar
uzanan, Adem ve Havva’ya dayanan bir gerçekliktir… Ancak
bilmek gerekir ki; hayatın en zor işi, en çetin virajı, en ciddi
tercihidir…
Evlilik, kendini sınırlamak, sınamak ve sorumluluk
almaktır…
Evlilik, birbirini paylamak değil, hayatı paylaşmaktır…
Birbirini
değişime
zorlamak
değil,
anlamak,
tamamlamak ve alışmaktır… Pazarlığı bırakıp herkesin
kendi payına düşen sorumluluğu kuşanmasıdır.…
Evliliği ne her şeymiş gibi ne de hiçbir şeymiş gibi
göremeyiz…Peki, biz evliliğe ne yükledik, ne bekliyoruz?
Sokrates:
«Her
durumda
evlenin. İyi bir eşiniz olursa
mutlu olursunuz. Eşiniz kötü
olursa filozof olursunuz» demiş.
Aynen öyle: İyi olanların içini ve
gönlünü hoş, kötü olanları filozof
yapan bir süreç evlilik.
Evlilik, “tek başına”
olmaktan kurtulup, “can
yoldaşına” kavuşmaktır…
Aynı çatı altında yalnızlık
ve yabancılık değil!
AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROS
“Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını
yarattı.”
(Necm,
53/45)
“Kadınlar, erkeklerle birlikte bir
bütünü tamamlayan diğer
yarıdır.” (Ebû Dâvûd, Tahâret,
94)
Evlilik, geçim, huzur
ve sükûnettir…
Uyuşmazlık,
çatışma ve
sürtüşme değil!
“Kendileri ile
sizin
huzur bulasınız diye
için
türünüzden
yaratması ve aranızda bir
merhamet
eşler
sevgi ve
var etmesi de
Allah’ın varlığının ve kudretinin
delillerindendir. Şüphesiz bunda
düşünen bir toplum için elbette
ibretler vardır.” (Rûm, 30/21)
“Müminlerin iman bakımından en olgun
olanları, ahlâkı en iyi olanlardır.
Sizin en hayırlılarınız da eşlerine karşı en
iyi davrananınızdır.” (Tirmizî, Radâ’, 11)
Peygamber Efendimiz Hz. Fâtıma'ya düğün günü şöyle
nasihat ediyor: - Kızım, evimizden çıkıp, başka bir eve, ülfet
etmediğin bir kimseye gidiyorsun. Sen kocana yer ol ki, o
sana gök olsun! Sen ona hizmetçi ol ki, o sana köle olsun!
Kocana yumuşak davran! Öfkeli hâllerinde sessizce
yanından kayboluver. Öfkesi geçinceye kadar ona görünme!
Ağzını ve kulağını muhafaza et! Kocan sana fena söylerse,
söylediklerini duyma ve sakın mukabelede bulunma! Ona
karşı gelme! Daima senden güzel söz işitsin, güler yüz
görsün. Bu suretle sana iyi nazarla baksın.
Evlilik,
sevgi, ilgi ve gönül birliğidir…
Nefret, kin ve düşmanlık değil!
Kadın gazete okuyan kocasına kendini ne
kadar sevdiğini sormuş;
-Beni ne kadar seviyorsun ?
Adam:- Dünyalar kadar!
Kadın üzülmüş, suratı asılmış.
Eşi sormuş;
- Neden üzüldün hanım?
- Geçen gün babam, “Bu dünya beş para
etmez.” demişti de…
“Onlar (hanımlarınız) sizin için birer elbise, siz de
onlar için birer elbisesiniz.”(Bakara, 2/187)
“Mümin bir kimse mümine olan eşine
nefret
beslemesin; çünkü onun bir huyunu beğenmezse de
hoşlanacağı başka bir huyu mutlaka vardır.” (Müslim, Radâ’, 61)
Hocaefendi
cemaate
sorar:
Hanımından korkanlar ayağa
kalksın!
Herkes kalkar adamın biri oturur.
Hocaefendi
sorar:
Sen
hanımından korkmuyor musun
diye?
Adamcağız der ki:
Hanımın
ismini
duyunca
dizlerimin
bağı
çözüldü,
Kalkamıyorum.
.
Evlilik, hoşgörü, şefkat ve merhamettir…
Eziyet, baskı ve şiddet değil!
“Kadınlar konusunda Allah’tan sakının! Çünkü siz
kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın
adıyla (nikâh kıyarak) onları kendinize helâl
kıldınız.” (Müslim, Hac, 147)
Hz. Âişe diyor ki: “Resûlullah (sas), bir kadına ya da
bir hizmetçiye bir tek tokat bile atmadı!” (Müslim,
Fedâil, 79)
Enes b. Mâlik diyor ki: “Hz. Peygamber’e on yıl
hizmet ettim. Bana bir kez bile ‘Öf!’, ‘Niye böyle
yaptın?’ ve ‘Niçin şöyle yapmadın!’ demedi.”
(Buhârî, Edeb, 39)
Evlilik, dürüstlük, güven ve
sadakattir…
Yalan, hile ve ihanet değil!
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini
haramdan sakınsınlar, namuslarını
korusunlar. Bu davranış onlar için daha
nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların
yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini
haramdan sakınsınlar, namuslarını
korusunlar.” (Nûr, 24/30-31)
“Kişinin sahip olabileceği en büyük
hazineyi sana söyleyeyim mi? Kocası
yüzüne baktığında ona huzur
veren, kendisinden (meşrû) bir şey
istediğinde yerine getiren ve
kocasının
yokluğunda
onu(n
saygınlığını) koruyan iyi huylu bir
kadın!” (
)
Ebû Dâvûd, Zekât, 32
Evlilik, iyilikte yardımlaşma ve adalettir…
Kötülükte işbirliği ve haksızlık değil!
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin
dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar.
Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve
Rasûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet
edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm
ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/71)
Evlilik,
“eşref-i mahlûkât” olan insanın
yetiştirildiği bir kulluk mektebidir…
“Ey
Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı
bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı
gelmekten sakınanlara önder eyle.”
(Furkân 25/74)
Ve
Evlilik, imtihandır…
“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve
taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6)
“Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde
kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır.” (Zümer, 39/15)
“Dikkat edin! Hepiniz çobansınız ve hepiniz yönetiminiz
altındakilerden mesulsünüz.” (Müslim, İmâre, 20)
E V L İ L İ K…………….............!
Bir baba evlenmek üzere olan oğluna
tavsiyelerde bulunuyormuş. “Son tavsiyemi
…mutfakta anlatmak istiyorum” demiş.
Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen
delikanlı “Olur” demiş çekine çekine. Baba,
ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş,
hepsini suyla doldurup üçünün de altını
yakmış. “Şimdi, istediğim her şeyden iki tane
vereceksin bana” demiş oğluna. Sırasıyla
havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve
çekirdeği istemiş… Oğlu hepsinden ikişer
tane vermiş babasına.
Adam iki havucu birinci kaba, iki
yumurtayı ikinci kaba ve iki
kavrulmamış kahve çekirdeğini
üçüncü kaba koymuş. Her
üçünü de yirmi dakika süreyle
kaynatmış. Daha sonra kapları
indirip yemek masasına buyur
etmiş oğlunu. Yemek masasında
üç tabak duruyormuş. Kaplarda
kaynayan havuçları, yumurtaları
ve kahve çekirdeklerini büyük bir
özenle tabaklara yerleştirmiş.
Aşkın da şefkatin de olduğu bir
evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler
tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin
yanında
kalırlar,
kendi
kişiliklerini
yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar
kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da
birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye
isteklidirler. Oğlu aldığı bu dersten tatmin
olmuşa benziyordu. “Asıl ders bu
değil!” dedi baba. Oğlunun elinden tuttu,
ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde
kalan suları gösterdi.
“Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak…
İkisinde de bir tat yok .” Kahve çekirdeklerini çıkardığı
kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze
kahve
kokuyordu.
Fincanı
oğluna
uzattı.
“İçmek istersin herhalde” dedi. Oğlu kahvesini
yudumlarken konuşmasını sürdürdü. “Kahve çekirdekleri
gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte
böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin
fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi… Çünkü
onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve
şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve
renklerini katmayı başarırlar . . . “
En sağlam kalemiz; Aile…
Bize besmeleli evlilikler, kıbleli evler, amentülü hayatlar
lazım… Ne evsizleşelim, ne de evcilleşelim, sadece evli
kalalım…Kendimize dönelim… Birbirimize dönelim…
Evimize dönelim…Bunun için evlilik terapisine gerek yok…
Tedavi için ithal reçetelere de ihtiyaç yok… Sanıyorum
evlilikte şu beş kelime ile işi çözeriz…
 Sabır…
 Sorumluluk…
 Sadakat…
 Samimiyet…
 Sevgi…
Allah’a c.c emanet olunuz.